Birbirinden çok farklı hayatların kesişmesi. Hayatta böyle bir şey zaten. 70 küsur yıllık hayatını hep aynı yalıda, yalnız yaşamış Leyla Hanım, Roxy (Rukiye) ve Ali Yekta Bey. İşgal günleri İstanbul, yalı efsaneleri, balkan savaşı, birinci dünya savaşı, kurtuluş savaşı, cumhuriyetin ilk yılları, memleketimin son yılları, almanya acı vatan, alamancılar, aşk, cinsellik, isyan, hip-hop, annelik, mülk meselesi, ülke gerçekleri... Ama tabiki başrolde her zamanki gibi kültürlerin, dinlerin, herşeyin ve herkesin içiçe geçtiği İstanbul... Beni en çok etkileyen şey Zülfü Livaneli 'nin romanda kullandığı dil oldu. Türkçeyi bu şekilde kullanmak gerekli her zaman, kısıtlı 300-400 kelimeyle değil. Ben okumaktan keyif aldım, tavsiye ederim.
Leyla'nın Evi - Zülfü Livaneli
Leyla'nın Evi
Kaydol:
Yazı Yorumları (Atom)

1 yorum:
Hayatımızın gidşiatının ne şekilde değişeceğini asla tahmin edemeyiz...
Zülfü Livaneli'nin sözlerini ve anlatımını hep sevdim. "Mutluluk"u da çok severek okumuştum; "Leyla'nın Evi"ni de aynı istekle bitirdim. Hatta bazı sahneleri gözümde canlandırdığımda ağlamaklı olduğumu da itiraf etmeliyim.
Önerilerinin isbaetli olduğunu bir kez daha anladım Ümitçiğim
Teşekkür ederim
Yorum Gönder