Günlüğüm - Anasayfa RSS ile kolayca takip edin ;) Aklınıza gelen neyse benimle paylaşın :)
Günlüğüm - Anasayfa
Türk Blog Yazarları

değersizleştirme

Değersizleştirilen değerler, koyun sürüsünü yönetmek için birebirler. Ve sorul(a)mayan sorular, nasıllar, niçinler, meğerler... en sonunda keşkeler...

Bugün bunları söyledim içimden kendi kendime yada buna yakın bişeylerdi. Belki de daha güzeldi o an düşündüklerimi ifade ettiğim kelimeler ama şimdi bunlarla idare etmeniz gerekiyor. Önemli olan bu değil. önemli olan asıl mesele, değersizleştirilen değerler...

Kutsal medyamız belirliyor neyin doğru neyin yanlış olduğunu... Onun yönlendirmesiyle giyiniyoruz, yiyoruz, içiyoruz, geziyoruz, kızıyoruz, seviyoruz, sevmiyoruz... Bu nasıl bişeydir anlayamıyorum gerçekten.

Yazarın dediği gibi millet işin makrosunda, sense hala mikrosundasın. Millet geziyor, eğleniyor, ortama ayak uyduruyor, düşünmüyor, yaşıyor...

Değersizleştiriyoruz her değeri, içlerini boşaltıyoruz, anlamsızlaştırıyor, yok ediyoruz. Sevgilerimiz sevgi değil artık, aşklarımız aşk değil. Vefa bir semt adı sadece artık, selam vermekten bile bıktık. Gülümsemek zor geliyor, teşekkür etmek ayıp. Herkes kalabalık içinde kayıp. Herkes herkes gibi, herkes kendinden kaçıyor. Herkes herkesten farklı olmak istiyor önce, sonra herkes gibi olmak. Farklı olmak zor geliyor, özgün olmak saçmalamak ol(m)uyor. Bize neler oluyor ???

ingilizce

Benim yerim C28, en köşe solda. Ortada olsa daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum ama o kadar da sorun değil bu. başlamasına birkaç dakika var daha. bu sırada iki bayan giriyor salona, benim oturduğum taraftan. hemen benim koltuğun yanında duran görevli "yardımcı olayım efendim" diyor. bayanlardan biri "H18-19" diyor ama tam da anlaşılmıyor "H" mi dedi "E" mi dedi. Görevli soruyo tabi "H mi" ve o müthiş cevap geliyor diğer bayandan. "Helen 'ın H'si" hahaha :)) yok artık richard, olmadı madonna :D

Bu arada bu sabah acayip neşeliyim ben yaaaa... hayırlara vesile olsun bu :)) bi sebepte yok valla. Uzun zamandır sizlerle paylaşmak istediğim olağanüstü bir performans var. Bir gece Televizyon Makinasında görmüştüm kendilerini ve yoldaşlarını bu değerli sanatkarımızın. O zaman bloga koymayı düşündüm ama hep unuttum, kaldı öyle. Bu şarkının da etkisi var bu neşemde sanırım. Nerden aklıma geldiyse sabah yataktan kalkarken bile bu şarkı vardı aklımda, aklıma geldikçe güldüm, güldükçe bi daha dinledim, hala dinliyorum... Derin anlamlar taşıyan süper ingilizce sözleriyle, Türk halkının ingilizce bilgisinin gelişmesinde büyük katkıları olan, adaşım, büyük san'at insanı :) Ümit Besen'den süpeeeeeeeer bi şarkı, dinleyiniz efenimmmm... Aslında ülkemizde İngiliz Dili ve Edebiyatının gelişmesine yaptığı büyük katkılardan dolayı ingilizlerin kraliyet madalyası falan vermesi lazım kendisine, hehehe...


http://www.youtube.com/watch?v=892WfupqOdw

ps. tamam, yeter artık gülme... çok ağlayacaksın sonraaaaa....

dört film birden...

Kaç gündür yazamadım ben yaaaa... Özlemişim, aslında yazdım da yayınlamadım :) Ne kadar kötüyüm dimi ben? Öyle her yazdığımızı yayınlarsak ooooooo işimiz var sonra :D

Neyse, şimdi ne anlamı vardı ki bunu yazmamın? Yok bi anlamı ama yazdım işte. Silmeyelim, kalsın böyle. Yazmadığım zamanlarda izlediğim filmler var, onları yazmak geldi içimden şimdi. Yazıp paylaşımda bulunayım siz değerli okurlarımla ;)

Başlıyorum efenimmmm....

- Mavi Gözlü Dev
Güzel bir filmdi ama sinemada izledikten hemen sonra yazmadım. Baktım ki heryerde birileri bişeyler yazmış, sen dur dedim kendi kendime. Biraz bekle... Bu kadar beklemek yeter sanırım, film hala vizyonda iken yazıyım. Belki benim yazımdan feyz alanlar olur :))) Aslında tam olarak bu filmle ilgili olmasa da başka bi yazı yazdım içinde bu filminde olduğu ama duruyo öyle belki yayınlarım daha sonra. Benim en sevdiğim sahne Nazım Hikmet'in mahkeme salonunda "Ben şairim, komünist şairim" dediği sahneydi. Yoldaşlar üzgünüm komünist falan değilim :D Sadece kendini bu kadar duru bir şekilde ifade edebilmesi hoşuma gitti benim. Ben severek izledim filmi. Bir şiir şöleni diyebiliriz bu film için. Hala izlemediyseniz, mutlaka izleyin derim.

- Apocalypto
Mel Gibson yapmış yapacağını gene. Bol şiddet içeriyor aslında film. Ama bunu diğer filmlerdeki yapay şiddetle karıştırmamak gerekiyor bence. Filmin doğallığı için gerekli bir öğe olarak kullanmış kanaatimce yönetmen. Ve doğru da yapmış. O dönemde insanların oturup masa başında meselelerini çözdüklerini düşünmek aptallık olur, günümüzde böyle ol(a)madığını düşünürsek. Gerçi aklıma şu da gelmedi değil. "Passion" filminde - filmi izlemedim- yahudileri kötülediğine dair bir sürü yorumlar yapılan pek katolik bu aktör-yönetmenimiz acaba neden bu filminde pek katolik ispanyolların mayalara neler yaptığını hiç göstermemiş diye düşünmeden de edemedim. Senaryo öyleymiş falan hikaye :) Gene de film çok güzel, maya dilini öğrenmek isteyenler için birebir :D Söylediğim gibi filmde vahşi hayvanlarla, kendi aralarında savaşırken falan şiddet çok fazla. Filmin ilk dakikalarında yakaladıkları o domuzun yenecek başka bi yerini bulamadınmı be kardeşim, hahaha :))

- Bridge to Terabithia
İlk bakışta kimileri çocuk filmi diyerek geçebilir, aldanmayınız efenimmm.... Bi gece saat iki buçuk oldu, erkan yatsın uyusun diye ilk yirmi dakkasında bıraktım. neyseki daha sonra bi daha gittiğimde filmin tamamını seyrettim :) İyiki de seyrettim, güzel bir film bence. Hayallerimiz kadar varız bu dünyada, gerçeklerden kopmadığımız sürece bizi biz yapan şeydir onlar. Filmden Harry Potter tarzı yada görsel efekt beklentiniz varsa, üzgünüm öyle bişeyler beklemeyin. Bir dostluk hikayesi diyebiliriz film için. Film biraz daha farklı olabilirdi gibime geliyor, daha ilgi çekici hala getirilebilirdi diye düşünüyorum. Sonu biraz hüzünlü... Bir çocuğunuz, yeğeniniz vs.. varsa onu götürme bahanesiyle izleyin :))

- 300
300 ıspartalı :D
Cüneyt Arkın 'ı bile geçmiş adamlar diyeceğim ama abes bir yorum olacak gibime geliyor bu, o nedenle vazgeçiyorum :) Filmi, çizgi roman havasında fantastik tarihi bir film diye tarif edersem yanlış olmaz sanırım. Hani gidip izleyin demiyorum sinemada bu filmi ben. Seviyorsanız böyle şeyleri bilemem tabiki. Ama ben bilinçli ve istekli bir şekilde izlemedim filmi. Öylesine izledik işte. Filmi ciddiye alıp batı-doğu çatışması diyenlere falan gülüyorum ben sadece. öylesine bi film işte, görsel efekt meraklılarının iştahını kabartıyor sadece.

music and lyrics


Piyano başında geçen saatler... Sophie'nin melodi ve sözler hakkındaki yorumu güzeldi gerçekten... Hugh Grant ve Drew Barrymoore iyi bir ikili olmuşlar. Sinemaya gitmek gibi bir niyetiniz varsa tavsiye ederim. Güleceğinize, güzel şarkılar dinleyeceğinize emin olabilirsiniz. Fatih'le çok romantik dakikalar geçirdik :D hahaha...

Aşağıdaki şarkıyı dinleyiniz efenimmmm.... (filmin alamet-i farikası :)


http://www.youtube.com/watch?v=b9QcfJoyaZE

Filmden sonra Fatih'lerde yemek, biraz geyik. Sonra Murat'ın katılımıyla geyiğe devam :) Sonra da sağolsunlar beni eve bıraktılar. Onlarda bi Erkan'a uğrayıp geri döneceklerdi. Bir pazar günümüz daha böyle geçti. ömür geçiyor...

Bugün yeni bir başlangıç var hayatımda, umarım güzel olur.

Hayatta her zaman herşey istediğimiz gibi olmuyor, ne yazıkki. Hayat böyle bişey, senin verdiklerine, verebileceklerine, vermek istediklerine aldırmıyor; alacağını alıyor...

Devremin sitesinden bir (ç)alıntı :D

Life isn't about finding yourself. Life is about creating yourself.

herkese iyi geceler, sevgilerimle...

güzel bi hafta geçirelim...

bilmece

ge-ce
sadece iki hece
aşk
tek hece
sen
bir bilmece


Eartha Kitt 'ten Katibim



Eartha Kitt 'ten çok hoş bir "Katibim" yorumu. Beni gülümsetti :))

Uskadara is a little town in Turkey
And in the old days, many women had male secretaries
Oh well, that's Turkey!

:D

acılar, sorular ve yüzler

hafifçe ısırılmış bir dünyanın ucundayım
ellerim uzanmış üşüyormuşum
acılar yalnızlığımızın ortak aynası olmuş
düşlerde gördüğümüz hep o derin anlam

ben nerdeyim ? hangi düş benim ?
sen nerdesin ? hangi roldesin ?
hafifçe belirmiş bir gülün açışındayım
daha derin daha sıcak bir yerlerdeyim

içimde büyuttüğüm hep o sorular
başka yüzlerde neden
neden anlam buluyorlar ?
ben nerdeyim ? hangi düş benim ?
sen nerdesin ? hangi roldesin ?

Düş Sokağı Sakinleri

karmaturka.txt devam...

birinci bölümü inleyen nağmeleeeeeer diye bi postta yayınlamıştım burada. bu da ikinci bölümü, vatana millete hayırlı olsun :)

bu arada çok sakarım ben yaaaaaa :D
yapcak bişi yok artık...



bu şarkının karmaturka ile bi alakası varmı ? yooooooook :)

ama hoşuma gidiyor bu şarkıyı duymak, son günlerde pekçok yerde duyuyorum. aslında bu kadar popüler olan şarkılara karşı bi önyargım oluyor bazen, dinlemiyorum. ama bu şarkıyı sevdim ben...

karmaturka.txt -devam-






muazzez abaci - unutamazsin


samime sanay - afedersiniz


yasar özel - gülünce gözlerinin içi gülüyor


nesrin körükçü - ömrümüzün bahari


emel sayin - üzüldügün seye bak


mustafa sagyasar - zeytin gözlüm


yesim salkim - baktikça resmine


nalan altinörs - bu gece rahat uyurum


zeki müren - seni sordum yildizlara


kamuran akkor - kuslar getirir sesini


mualla mukadder - ayrilsakta beraberiz


zara - sensiz olmuyor


handan kara - sonbahar rüzgarlari


emel sayin - kimler unutmadi ki


zeki müren - ömrüm senin olsun


zeki müren - beni sevmeni istiyorum


farun tinaz - ömrümde gün bitti aksam oldu


emel sayin - çok geç


zeki müren - gizli ask bu


zeki müren - insanligi aradim


umut akyürek - silemezler gönlümden


seçil heper - sevmekten kim usanir


kismet kandirali - hasreti yillara sor


zekai tunca - üzme beni


nesrin körükçü - tanbur


emel sayin - hatirlar misin


alaattin sensoy - unuttun beni zalim


bülent ersoy - imkansiz


zeki müren - güzel ruya görmem imkansiz


melihat gülses - çok asigin var diyorlar


necdet tokatlioglu - kervan


mediha sen sancakoglu - sen giderken


selami sahin - sorulmaz mahserde askin günahi


emel sayin - şarkımı senin için


zeki müren - seni senden istiyorum


los alcarsan - gözleri aşka gülen


behiye aksoy - paydos


alaeddin yavasça - ne günah etse açilmaz


taner sener - herseyinle güzelsin istanbul


kismet kandirali - mevlam bir çok dert vermis


mustafa sagyasar - yeter bu sitemler


sezen aksu - karam


emel sayin - kadehinde zehir olsa


necdet tokatlioglu - nerdesin sevgilim kimbilir nerde


zekai tunca - birisi varki


zeki müren - sarmasik gülleri


ayfer er - seni benden alamazlar


hüner coskuner - dudaklarimda sarkisin


zeki müren - annem


zeki müren - rüzgar söylüyor simdi


çigdem gürdal - kapin hep çalindikça


muazzez abaci - olmaz ki


zeki müren - bir sabah istiyorum


emel sayin - üzgünüm leyla


nalan altinörs - bu gece rahat uyurum


emel sayin - erdi bahar sardi yine


bülent ersoy - çile bülbülüm çile


gönül yazar - buruk aci


hüner coskuner - geceler katilim olacak


zeki müren - gözlerin yeter


faruk salgar - büyüleyen gözlerinle


sevval sam - bagdat yolu


sabri tüfekçi - gözüm kesmiyor


emel sayin - ayri dünyalar


alaeddin yavasça - bir garip asigim ben


dilek türkan - kalbim seni özler


aylin sengün tasçi - çamlicali


ugur çinar - ihtimal yok mu


muazzez ersoy - ilk göz agrisi


zekai tunca - tanrim


yildirim bekçi - sensizlik ne demek


zeki müren - aşktan da üstün

iki bardak çay ve süpangles :)

Cecilia Venier Baffo...Nurbanu


...
Şu an İran 'ın tozlu yollarında, Hint madenlerinde, Çin'in bitli köylerinde, yakıcı çöller, karlı dağ geçitlerinde, farelerin cirit attığı gemi ambarlarında, geniş tarım işletmelerinde yada limanlarda, pazarlarda, okyanuslarda yüzen geniş gövdeli çektirilerde, hızlı kadırgalarda, siklonların ortasında, sel sularının içinde her ırktan kadın, erkek, çocuk binlerce insanın Alessandro Venier Baffo Venedik'te keyfince hüküm sürsün diye çalıştığını aklından geçirir.
...
İdam sonrasında karabatakların gagaladığı, farelerin usul usul kemirdiği çürümeye bırakılmış cesetleri Cecilia da görmüştü. Venedik acımasız ve insanlık dışı bir yerdi.
...
Zaman, haremin kum saatinden dökülen kumlarla birlikte akıp gitmekteydi. Geçen zamana hakim olamıyor, özgürce hareket edemeyeceği o lanetli ana giderek daha çok yaklaşıyordu. Müslüman yada Hristiyan, tüm kadınlar Tanrı'ya ve babalarına itaat etmek, erkek kardeşlerinin kıskançlıklarına hedef olmak ve kocalarının emirlerine uymak zorundaydılar.
...
Nurbanu'nun yanaklarından yaşlar döküldü.
Aslında Cecilia olmayı ne kadar da çok istemişti.



Venedikli gözü paradan başka bişeyi görmeyen bir tüccarın; komploların, paranın, gücün ve siyasi planların ortasında kalmış kızı Cecilia'nın Nurbanu oluşunun anlatıldığı güzel iki roman. Severek okudum, sizlere de tavsiye ederim.

Gerçi ikinci kitabı biraz da Fatih'in aceleye getirmesi nedeniyle, bi günde bitirdim :) olsun, iyi oldu. Osmanlı'nın sadece savaş tarihlerinden ibaret olmadığını, her türlü güzelliği ve çirkinliğiyle gerçekten yaşandığını bu şekilde anlıyor insan.

Osmanlı Tarihi'nin en güçlü kadınlarından biri olan Nurbanu'nun, esaretten sultanlığa uzanan öyküsü, ilk kitapta başlıyor. Osmanlı'daki ilk Yahudi lobisinden Şehzade Mustafa'nın katline, Barbaros Hayrettin Paşa'dan İstanbul'daki esir pazarları ve Haliç kıyılarına dek 16. yüzyıl panoramasını gözler önüne seren ikinci kitapta devam ediyor.

Işık Prensesi - 1.kitap
Venedik sularından Topkapı Sarayı'na...


Işık Prensesi - 2.kitap
Gözyaşı Sarayı'nın altın kafesleri...



iyi geceler, sevgiler...

galileo olacak çocuk :)

otobüste yanımda bi anneyle çocuğu vardı.
anlıyorum ki anne olmak zor, çocuk olmak çok eğlenceli :D

sorulara bakın bi yaaaaa...

- anne neden her yerde güneş var ???
- neden bi sabah bi akşam oluyooo ???
- anne güneş ne kadar büyük ???
- dünya yuvarlak ya biz niye hep düz gidiyoruz :D

demekki neymiş çocuk sahibi olmadan önce astronomi bilgimizi ilerletmemiz gerekiyomuş :))) daha beş yaşında bi çocuğun aklına nereden gelir bu sorular alla alla :)

bugün istanbul'da süpeeeeeeeeeeeer bi hava vardı !!! "mart baktırır, kazma kürek yaktırır" diye eskidenmiş, var mı böyle bi hava yaaaa...

Tecrübe

Tecrübe konusunda bir yazı yazıcam demiştim, eh şimdi messenger'ın yokluğunu tecrübe ederken yazıyım bari. messenger'ı kullanamıyorum, çorum'dan girilebiliyo ama ben istanbul'dan giremiyorum msn'e. çorum'a mı taşınsam acaba :) ne kadar da bağımlılık yapmış yaaa... şimdi daha iyi anlıyorum. msn'i açamadım ya, sanki bilgisayarda bişeyler eksikmiş gibi geliyor. msn'de çok fazla zaman harcayan birisi de değilim aslında. böyle sürekli yazıştığım bi kaç arkadaşım var o kadar. Terzi kendi söküğünü dikemez misali bişeyde yapamıyorum, sinir oldum bak. Titre ve kendine gel kompüter, gir hemen msn'e, yoksa yersin formatı :D

Neyse, tecrübe hakkında ne yazcaktımki ben? Neden öyle yazmıştım, hatırlayan yada bilen varmı? Hamdi Koç 'un son kitabını yazdığım posta not düşmüştüm. Hımmm...

Evet, tecrübe hakkında söylenmiş pek çok güzel söz var. Çoğunu sizler de biliyosunuzdur. İki üç tane yazalım genede:

  • Tecrübe, okulların en gelişmişidir. O okulda aptallar bile birşeyler öğrenirler. Benjamin Franklin

  • Tecrübe zor bir öğretmendir. Çünkü önce test yapar, sonra ders verir. Vernon Sanders Law

  • Doğru kararlar tecrübeyle verilir. Tecrübeyse yanlış kararlarla kazanılır. Barry LePatner
Bu sözleri çoğaltabiliriz. Ama gerek yok, tecrübelerime dayanarak söylüyorum bunu :) Bu arada tecrübeyle ilgili söylenen sözlerin çoğu "öğretmen", "ders" gibi benzetmelerle söylenmiş sözler, bunu farkettim şimdi.

Benim en sevdiğimse: "Tecrübe, hayatta yediğimiz kazıkların bileşke kuvvetidir."

Çok doğru bir söz. Başkalarının ve bizim kendi kendimize attığımız kazıkların bileşke kuvvetidir tecrübelerimiz.

Peki bu son söylediğimize göre düşünürsek, bir insanın tecrübeli olmakla övünmesi mantıklımıdır ? Bence değil. "Bakın ben ne kadar çok kazık yedim" yada "Bakın ben ne kadar çok yanlış şey yaptım" demek gibi bişey bu. Neler yaşadığın değil, yaşadıklarından ne kadar ders aldığın asıl önemli olan bence. Sadece kendi tecrübelerinden değil, başkalarının tecrübelerinden de.

Şunu da söylemeliyim, tecrübeyi burada tek bir yönüyle düşünüyorum ben şu an için, sosyal ilişkiler. Okul arkadaşı, sevgili, iş arkadaşı, eş, dost, anne-baba, akraba vs...vs...

Tecrübelerimiz asla bir önyargıya dönüşmemeli, buna izin vermemeli insan. Geçmişte bir insanın bize yaptığı yanlış şeyleri başkalarına fatura etmemeliyiz. Yeni tanıştığımız insanları geçmişte yaşadıklarımız nedeniyle sorumlu tutamayız. Yada bu insanın da geçmişteki insan gibi davranacağını düşünemeyiz, düşünmemeliyiz. Elbette yaşadıklarımızdan aldığımız bir ders varsa, ona göre davranmaya çalışmalıyız. Ama bunu yaparkende şunu unutmamak gerekiyor, hayat matematik yada fizik gibi katı kuralları olan bir pozitif bilim değil, 2 kere 2 her zaman 4 etmiyor hayatta. Bazen sıfır çıkıyor bazen milyonlar bu işlemin sonucunda. Bu nedenle tecrübelerimize göre hareket ederken mantığımız kadar kalbimizin sesine de kulak vermeliyiz. Her zaman mantıklı olmakla olmuyor, kim ne derse desin, ben böyle düşünüyorum. Bu hayatı yaşanır kılan şey duygularımız, onların sesine kulak vermedikten sonra yaşamanın ne anlamı kalırki? Tabi bir denge kurmakta önemli burada, belirtmek lazım bunu.

Böyle düşünüyorum ben tecrübe konusunda. Aslında daha bi sürü şey yazabilirim ama daha fazla yazasım yok şu an. Belki daha sonra gene bir şekilde yazarım.

Sizlere iki tavsiye de bulunayım. Birincisi pek çok güzel söz bulabileceğiniz sevdiğim bir site: Quotations Page Keşke benzeri bir türkçe site olsa. Ama yok yada ben bilmiyorum. İkinci tavsiyemse güzel bir radyo. Soulful Smooth Jazz Radio. Geçenlerde radiotower'da rastladım, arasıra dinliyorum. Buraya tıklayarak dinleyebilirsiniz.

sevgilerimle...

imlasız

İhtiyar eski ama temiz giyimliydi. anormal bir hali de yoktu. arada etrafından geçen herkesin duyabileceği kadar ama bağırmadan "öleceksiniz!" diyordu. kimileri hafiften bir tebessümle, kimileri "sen ölmiycen dimi" diye tepki göstererek, kimileri hiçbişey demese bile bakışlarıyla "zavallı, aklını yitirmiş" diyerek geçiyordu. Tabiki bu ihtiyarla ve söyledikleriyle ilgilen(e)meyecek kadar meşgul insanlar transit geçiyordu. Ne de olsa dünyayı onlar kurtaracak :) Adam para falan isteyen birisi değildi. Aklını yitirmiş gibi de durmuyordu. Ak sakallı nur yüzlü bir dede değildi :D ama huysuz bir ihtiyara da benzemiyordu. Merak ettim, bir iki dakka onu seyrettim. Etraftaki esnaftan birisi olduğunu düşündüğüm bir şahıs bu sırada ihtiyara çay getirdi. "Çok teşekkür ederim evladım" diye gayet kibar bir karşılık aldı, "ne demek dedecim" diye yanıtladı. Çayından bir iki yudum aldıktan sonra tekrar "Öleceksiniz!" seansımıza kaldığımız yerden başladık. Artık gidiyim, sanırım bu şekilde devam edecek diye düşündüğüm bir noktada ihtiyar "Siz ölmeyecek gibi yaşamaya devam edin, anlıycaksınız benim yaşıma gelince" dedi. Anladımki fazlasıyla aklı yerinde...


Hep denedin. Hep yenildin.
Olsun. Gene dene, gene yenil.
S.Beckett

Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim
Düz yolda yürümenin imlasını
Kanayan dizlerime bakıp da
Ağlamayı öğrenemediğim gibi

Sevgilisi değildim kadınlarımın
Bir papağan tüneğiydim belki
Ama birkaç sözcük öğrendiysem
Kadınlardan öğrendim, yine de
Bilemedim sevgilim diyebilmeyi

Büyülendim ama büyüyemedim
Aklım ermedi aynalara ve suya
Yüzümü gösterip kalbimi neden
Sakladıklarını öğrenemedim
Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada

Ahmet Telli



ve beni gülümseten hatta mutlu eden bir cümle üstadın kaleminden çıktığı söylenen : "Aşık olmadan bi halt olamazsın..."

iyi geceler herkese, sevgilerimle...

Tepedeki çimenlik


http://www.youtube.com/watch?v=Ni1E8KfA7TA

Adagio





Huzur...

bazen huzur albinoni adagio dinlemektir...
bazen okuduğun kitaptaki kahramanla heyecanlanmak,
aşık olmak, kahrolmak, küfretmektir...
bazen sadece istiklal'de yürümek ve insanları seyretmektir...
bazen en sevdiğin yemektir, çiğdem'deki çaydır,
kan kırmızı bir kadehtir...
bazen yalnızlıktır, bazen kalabalık...
bazen bir teşekkürdür, bir tebrik, bir tebessümdür...
bazen işinde, okulunda kazandığın başarıdır...

ama huzur en çok güvendir...

her zaman, her koşulda güvenebileceğiniz insanlardır...
her ne olursa olsun, sizi sadece siz olduğunuz için seven,
her halinizle seven, zirvedeyken yada dipteyken hiç farketmez
diyenlerdir, asla terketmeyeceklerdir...

bir sorun kendinize böyle kaç kişi var hayatınızda ???
kaç kişi size huzur verebiliyor ?
ve siz kaç kişiye huzur verebiliyosunuz ?

...Sevgi

Sevmek için ne gereklidir ?
Sevdiklerimizi neden severiz ?

Bizimle aynı takımı tutmaları mıdır sevdiren bize?
Aynı tarz müzikleri dinlemek, beraber bişeyler içebilmek,
aynı yemeklerden, benzer şeylerden hoşlanmak mıdır ?
Benzer düşüncelere sahip olmak mıdır ?
Yada hepsinden bir miktar var mıdır sevdiğimizde ?

Ya yoksa...

O zaman sev(e)mezmisiniz ?
Yetmez mi yüreğiniz bu kadarına ?
Zorlamanın ne anlamı var mı dersiniz ?

Ne dersiniz ?

Bence sevgiyi sınırlandırmak anlamsız...
Onu kalıplara sokmak, yasaklar koymak, tarif etmek...

Sevebildiğimiz ve sevildiğimiz kadar varız bu dünyada...

Gerçek sevgi eşine az rastlanan çok değerli bir taş gibidir,
onu kaybetmemeye dikkat edin,
ne içinizdekini ne karşınızdakini...

bir vecize: vazgeçmek ahmaklıktır. Kehitystis

sevgilerimle...

sabaha karşı...

whoami

bu ne demek oluyor şimdi? derdin ne kardeşimmmm??? şu saatte hayatın anlamı ve kendin hakkında son(suz) düşüncelere mi daldın, nedir bu halin? zaten karmaturka'da söylüyor amcam "bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım istanbulunnnnn"... bu saatte böyle şarkılar, oooffff.. youtube yasağı olmasa bulur koyardım şimdi buraya, dinlerdiniz sizde.

ben kimim, hakkımda gibi bişey yazmayacağım soruya bakıp aldanmayın... aslında bu yazım şeklini gören bazı okuyucular anlayacaktır, bilgisayarla haşır neşirliği benim gibi eskilere dayananlar en azından...

bilgisayarla ilk diyaloğum bu kadar felsefiydi işte :) söyle bilgisayar ben kimim :D tamam tamam, uzatmıyorum daha fazla. bu bir unix komutu, çalıştığınız bilgisayarın bilgilerini gösteren bi komut. sene 1994, hayatında ilk defa bilgisayar görmüş ben, hayatında hiç klavye kullanmamış olan ben, istanbul belediyesinin bir iştirakinde server odası gibi bir yerde ben. ibrahim abi "huemay" yazmamı istiyor benden, nasıl yazıyım yaaaa :)) bi kere "huemay" böylemi yazıcam, hadi whoami yazacağımı bildim, klavyede tuşları nasıl bulucam ben :D

nerden geldi aklıma şimdi bu yaaa... vay be...

deniz...gökyüzü...lacivert...siyah

dün akşam vapurla bizim tarafa geçerken manzara gerçekten olağanüstüydü. ben gene içeriye girip oturmadım, dışarıda ayaktaydım. etrafta yazın olduğu gibi kalabalıkta yoktu. hava soğuk olduğundan insanlar içeriye girmeyi tercih etmişti.

kadıköy'den biraz uzaklaşınca akşam karanlığında denizde ve gökyüzünde lacivertle siyahın o ahengi, o tonlar müthişti gerçekten... sahil yolu, camiler ve topkapı sarayının aydınlatmasından o tarafa doğru daha da değişik bir renk cümbüşü vardı.

bedri rahmi eyüboğlu

elmayı ikiye böldüler
içinden kurt çıktığın gördüler
ağacı lime lime dildiler
böceğin halinden bildiler
ferman padişahınsa dağlar bizimdir denildi
dağların bağrı deşildi
çözüldü mevsimlerin sırrı yaprak yaprak
yedi kat yerin dibinden haber getirdi
gözünü sevdiğim tohum, gözünü sevdiğim toprak
kılı kırka yardılar oğul
suyun sudan gizlisi kalmadı
suyun sudan gizlisi kalmadı
buğdayın macerası meydanda
yıldızların sırrı aşikar oldu
arı gözümüzün önünde sızdı balını
karanfil alevini
kırlangıcın alınyazısı
penceremizin önünde yazıldı
bir sensin gizlenen oğul
ağlarsın gizli gizli
seversin gizli gizli
ölürsün gizli gizli
çatlarsın arzudan, iştihadan
yer yarılır yere geçersin
söyleyemezsin
yar yüreğin yar vakit tamamdır
neler aldın dünyamızdan bunca zamandır
yar yüreğin yar gör ki neler var
belki seyyar kuşların ömrü kadar sade aydınlık
belki vişne çiçekleri kadar beyaz ılık
belki çürümüş yılanlar kadar mundar
belki mahzende yıllanmış şarap kadar lezzetli
bir aşktır fışkırıp çıkacak
ne çıkarsa bahtımıza
yar yüreğin yar bölüşelim
beraber ağlayalım dertleşelim
yar yüreğin yar yarmağa değer
bir insan tanımak oğul, bir cihan tanımağa bedel...

böyle gelmiş böyle gitmez...

Bütün anneler, annelerin en güzeli,
Sen, en güzellerin güzeli.
Onüçünde evlendin,
Onbeşinde beni doğurdun,
Yirmialtı yaşındaydın,
Yaşamadan öldün.
Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende,
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin, ne tiyatro.
Elektrik, havagazı, su, soba,
Ve karyola bile yoktu evinde.
Denize giremedin,
Okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin,
Kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmialtı yaşındayken
Yaşamadan öldün...
Anneler artık yaşamadan ölmeyecek...
Böyle gelmiş,
Ama böyle gitmeyecek!

Aziz Nesin



8 Mart Dünya Kadınlar gününüz kutlu olsun !

Günümüz dünyasında yaşamak zor insan olarak. Hele ki kadın olarak daha zor. Ben öyle görüyorum en azından dışarıdan. Bir taraftan kendi ahlak anlayışlarına göre kadınları şekillendirmeye, yönetmeye, küçük görmeye alışmış insanlar; bir taraftan sadece cinsel bir obje, reklam malzemesi olarak kullanan başka bir grup. Bu iki farklı görüş sadece erkeklere özgü bişey de değil. Pek çok kadında bu şekillerde düşünebiliyor garip bir şekilde. Kabullenmişlik, cehalet ne derseniz deyin ama durum budur kanaatimce.

Şiirde yazılı asıl kara peçe insanın kafasının içersinde varolan. Önemli olan özgürce ve kendince yaşayabilmesi kadının yada erkeğin.

p.s. bu youtube yasağı uzun sürmez umarım yaaa... bu yasak olayı da başka bi yazı konusu aslında. sanki o videoları biz görmeyince ne oluyor? tüm dünya izliyor şimdi. bu şekilde bi itiraz hakkımız bile olmuyor bu videolarla ilgili. siteyi tamamen kapattırsalar anlıycam :D

inleyen nağmeleeeeerrr

epeydir severek dinliyorum karmaturka'yı... bazı şarkıları dinlerken çok hoşuma gidiyor ve not alma ihtiyacı duyuyorum. bu şarkının adını unutmayayım diye yazıyorum böyle bi süredir karmaturka.txt 'ye. masaüstümde duran bu txt'yi paylaşıma açıyım istedim sizlere de :) gerçi bu şarkıları dinlemeniz için youtube yada başka bi yerden linkte vermek şahane olurdu ama malesef yok bu şarkıların büyük bi çoğunluğu. o nedenle bu imkanımız yok şimdilik...

gelelim alttaki videoya... sanıyorum sinemaseverlerin aynı zamanda akşamcı olduklarına dair bir istatistik var bu yeni rakı'dakilerin elinde :D ne zaman sinemaya gitsem bu reklamı izliyorum. bundan bi şikayetim varmı? kesinlikle yokkk... ebru yazıcı süper söylemiş şarkıyı. klipte güzel olmuş bence. şarkıyı kendime, klibi erkan'a ithaf ediyorum :))) bana sünger bob diyeceğine şunlara bak sen :D nasıl olsa okumuyosun blogu, download yapmaktan!!! aştın tabiki olayları c,c++,c#,.net,java,mava vs...vs... :))) fatih uyudu, sen windows kurdun, bişey anlamadık yani... bak hala isyanlardayım bu konuda...


http://www.youtube.com/watch?v=EYtROn11NAc

karmaturka.txt





samime sanay - ben sana mecburum

emel sayin - bir günes bir ay gibiyiz

suat sayin - ölsemde bir kalsamda bir

emel sayin - iyimserim

hüner coskuner - dudaklarimda sarkisin

yüksel uzel - bilemiyorum

zeki müren - damarimda kanimsin

sükran ay - kiskanirim

sevval sam - talihin elinde oyuncak oldum

emel sayin - neyin var

kismet kandirali - kiz sen istanbulun neresindensin

gönül aköz gündüz - kiymetini bilemeden

serap mutlu akbulut - ask bu degil mi ?

hüner coskuner - tanrim

selami sahin - bosvere bosvere

behiye aksoy - kiskanirim seni ben

zekai tunca - bilsem dönüp geleceksin

taner sener - kalmadi o nese

nese karaböcek - kulaklarin çinlasin

ziya taskent - seninle öylesine doluyum ki

coskun demir - veda busesi

mediha sen sancakoglu - bir ilkbahar sabahi

ahmet özhan - seni asksiz birakmam

zeki müren - ayrildik iste

coskun demir - duydum ki unutmussun

yildirim gürses - güller aglasin

emel sayin - mihrabim diyerek

alp arslan - kimi dertten içermis

serap mutlu akbulut - kadin

nesrin sipahi - ben seni unutmak için sevmedim

hüner coskuner - sen kimseyi sevemezsin

nalan altinörs - beklenen sensin
zeki müren - ayrilsakta beraberiz

zeki müren - susma

zeki müren - neler ettin sen neler

muazzez abaci - yarisi senin

yildirim gürses - kaderime yazilmamis istanbul

sevim deran - dertleri zevk edindim

behiye aksoy - nazar boncugu

nalan - hersey bitmistir artik

zeki müren - gözyasi bekleme

ebru yazici - inleyen nagmeler

nesrin sipahi - sus sus sus

emel sayin - aramiza kara kedi girdi

zeki müren - kanlica

muazzez abaci - beni simdi vur

belkiz özener - bugulu gözler

zeki müren - sana olan özlemim

zekai tunca - üzülme

emel sayin - yazilanlar demek basa gelecek

zeki müren - günlerdir içime çöktü ayrilik

yildirim gürses - gül dudaklim

filiz satiroglu - evlerinin önü handir

ahmet özhan - kaderimle arkadas olamadim

suat sayin - nazar

emel sayin - kirk yillik dost gibiyiz

çigdem gürdal - dilimde duanin bini bir para

hüner çoskuner - affedemem seni

emel sayin - garibin ahi

nesrin sipahi - makber

muazzez abaci - sensiz olmadi

zeki müren - kapat su pencereyi

çigdem gürdal - sen böyle istedin bu masal bitti

muazzez abaci - benim ol

pazar yazısı

Cansız Hoca

Hürriyet Pazar 'da bir haber okudum 1895-1975 yılları arasında yaşamış Mustafa Cansız 'la ilgili. İlginç bir din adamı portresi gerçekten. Mizahi yönü çok hoşuma gitti :) Kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplardan ikisine okudukça gülüyorum hala... Ama öyle bi soruyu soran adama verilebilecek en güzel cevabı vermiş gerçekten :D

Okumak isteyenler buyursunlar okusunlar buraya tıklayarak ;)

Bu arada kitabıda almak lazım bi ara. Gerçi almak istediğim pek çok kitap var, bakalım buna ne zaman sıra gelecek...




Mevlana yılında Mevlana'nın ünlü sözünü dilimize persenk etmişizdir:"Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol." Ancak bu etik kurala uymak cesaret gerektirir. Biz genelde "Olduğundan farklı görün, göründüğün gibi de olma" ilkesini davranışlarımızda benimser ve uygularız.
...
Albert Camus 'nün bir tümcesi insana umut olabilir: "Kışın ortasında nihayet içimde asla yılmayan bir yaz olduğunu öğrendim." Hepimizin içinde böyle bir yaz olabilir. Aslında ahlaki cesaret eksikliğimizi yenebilecek bir içsel gücümüz oluşmalıdır.

Öztin Akgüç 'ün bu yazısı çok hoşuma gitti. Aslında sizlere link vermek isterdim bu yazıyı okumanız için ama bunun için ücretli üye olmanız gerekiyor bu gazetemize. Hangi gazete? Küçük bir ipucu:
? zınısım adnıkraf ninekilheT

İçinde bulunduğumuz 2007 senesi UNESCO tarafından Mevlana Yılı ilan edildi, biliyosunuz dimi? Bilmiyorsanız da öğrendiniz sayemde, teşekküre gerek yok...

Mevlana'dan İnciler...
  • Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
    Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

  • Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

  • Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

  • Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

  • Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

  • Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.



Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin,
bugün dudağında başka bir tad var,
boyunda başka bir yücelik.
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan.

Ayın gökyüzüne bugün sığmamış.
Göklere benzeyen göğsün bugün daha geniş.
Hangi yanından kalktın bu sabah, söyle,
bir başka kavga var dünyada senin yüzünden,
dünyada bir başka gidiş

Ben senin gözlerinde gördüm
arslanlara meydan okuyan o ceylanı,
Başka bir ovası var o ceylanın bugün
iki cihandan da dışarı

Seven insanın ayağı mı yok,
işte ona ölümsüzlük kapandı.
Yukarlarda onunla uçar gider.

Gözlerinin denizinde onu arama.
O inci bir başka denizde.

Bakarsın bugün sever bu yürek,
yarın sevilir bakarsın.

Yüreğimin özünde başka yarınlar var.

vazgeçil(e)meyen


http://www.youtube.com/watch?v=V-a_cCBzXRg

şarkıyı dinlerken hayal edilmesi gerekenler kılavuzu :

- herşeyden sıyrılıp, rahatça, güven duyarak konuşabildiğinizi
- siz acı çekerken sizinle ağlayabilen bir dostunuzu
- koşulsuz, karşılıksız, beklentisiz, sıcacık bir merhabayı
- sevdiğinizi, sizi seven insanı, gerçek arkadaşlarınızı...

bitti... şimdi şarkıyı baştan dinleyin :D

ismi sen...yine sana dair


http://www.youtube.com/watch?v=upLrDhSwp14

nasıl olmuş okuyucu ???

Kaç gün oldu yaz(a)mayalı...

Ben özledim, bilmiyorum benim yazılarımı özleyenler oldu mu ? Neden bu soruyu soruyorum? Çünkü siz sadece görünürdeki değişikliğini farkediyorsunuz blogun. Fakat gör(e)mediğiniz bir değişiklik daha oldu. Sayacı kaldırdım blogumdaki! Son birkaç gündür istatistiklerime bakmıyorum. Popiler olma kaygısı taşıdığımdan kaygılanmaya başlamıştım çünkü :) Ama nasıl kaygılanmıyım? Düşünün şimdi, günde iki üç saat arayla benim blogumu kontrol eden insanlar var. Akşam saat onbirde bloguma bakıp daha sonra saat gece iki buçukta tekrar bakanlar var. Bunun üzerimde yarattığı duygusal baskıyı bi düşünün, ne yazıcam diye kara kara düşünüyorum :D Ankara'dan fanatiklerim var. Hadi static_ulus 'un kim olduğunu biliyorum, arkadaşım. Birde dynamic_ulus varki sormayın :) Kendimi müthiş bir yazar gibi hissetmeme sebep oluyor. Bu kadar mı iyi yazıyorum ben :D Yokki Ankara'da da böyle bi tanıdığım. Tamam askerliğimi orada yaptım. Ama kimseyi tanımıyorum. Ankara'dan bloglarını takip ettiğim büyüyünce italyan restoranı açmak isteyen bir arkadaş ve uzakdoğu filmlerinden hoşlanan başka bir arkadaşın blogları var, şahsen bi tanışıklığımız yok. Arada bloglarına yorum yapıyorum. Belki onlarda arada bir girip bakıyolardır benim bloguma o kadar yani. Tabiki sadece buralarda değil; aydın, diyarbakır, bursa, izmir vs..vs.. istanbul'u zaten saymaya gerek yok. Tüm şehir tanıyor beni sanırım :D Bak unutuyordum az daha, birde şirket adında laboratuvar kelimesi geçen bir özel şirketten benim blogumu takip eden birisi var. (reklam olmasın diye ismini yazmıyorum :) Çok merak ediyorum. Yok bu şahsın kim olduğu yada benim blogumda ne bulduğu değil merak ettiğim. Akşam saat dokuzda benim bloguma şirketten bakıp sonra tekrar sabah altıda giriyor şirketten gene. Ne kadar çok çalıştırıyolar bu insanı yaaa... Yada bunlar şirketçe benim blogumu okuyolar, hahaha :)))

Blogun mu var derdin var...

Hadi bu yazdıklarımı geçelim, Wallis and Futuna adalarından bile okunuyoruummmm :)) Gerçi okunduğumu sanmıyorum. Benim blogtaki videolardan birisine denk geldi herhalde bu şahıs diye tahmin ediyorum. Bloga bir kere girmiş falan değil bu wallis and futunalı dünyalı... Kendi blogundan benim bloguma link bile vermiş. Sayacı kaldırmadan önce istatistiklerde farkettimki birisi yabancı bir blogtan benim bloga girmiş. Girip baktım, link vermiş. Yalnız fransızca yazdığından son derece fransız kaldım bloga :D Umarım kötü bişey yazmıyodur ;) Fransızca bilen varsa yardımcı olsun yaaaa :))

Blogun yeni hali nasıl olmuş ???

Evet, bir değişiklik yapma isteği hasıl oldu bende ve netice budur pek kıymetli okuyucu. Nasıl olmuş sence ? Yorum yaapppp :D Görüyosunki blogun tek kuralı yorum yapmak. Bir süre daha koymayı düşünmüyorum sayacı. Belki daha sonra tekrar koyarım. Gerçi korkuyorum; önce google adsense 'i kaldırdım, şimdi sayacı. Yakında blogta elden gider mi diye :) Yok yok öyle bişi olmaz. Rahat olun, ben burdayım :D Alt tarafa da sevdiğim bir ömer hayyam rubaisini koydum.

Daha sonra devam ederiz,
şimdilik buraya yorumlarınızı bekliyoruuummmmmmm :))