Günlüğüm - Anasayfa RSS ile kolayca takip edin ;) Aklınıza gelen neyse benimle paylaşın :)
Günlüğüm - Anasayfa
Türk Blog Yazarları

kafamı bozmayın bakışı :)


suçunu bastırma !!!

gecenin şu saatinde fatih'in laptopun hiç alışık olmadığım klavyesini kullanarak sırf sen istedin diye bak yazıyorum bunları...

fatih beş dakkada uyuyunca tabe ve öküzgözü benim gözümü feci şekilde açmış, sen bana sünger bob'um :D, power xl 'de sertab "vurulduk ince ince / ayrılıklara büründük" derken...

yedi sene gibi bişey hayal edin imgeleminizde... artık son safhaya gelmiş ve imzaları atılmayı bekleyen, anlamı olmasa da resmiyete kavuşmayı bekleyen bir ilişki... ve 453 kilometre... o ne ki ??? istanbul-ankara arası... geçen bunca yıl, istanbul'da kurulan iş ve sosyal yaşamdan sonra ankara'ya göç etmek... kızın ailesinin absürd söylemleri... hanım kızımızın "suçunu bastırmaaa" söylemleri... ne ki suçu kardeşimin??? ankara'ya gitmemek... yani??? yazacak bişey bulamıyorum ekoooooooooo.... yaz dedin ama yazamıyorum bile bak. saçmalık işte... msn listen sana yeter , hahahahaaa :)))

şaka bi yana, boşver sen... erol evgin ne alakaysa radyoda "bir ilkbahar sabahı..." diyor, offf yaaaaa.... içim sevinçle dolmuyor ve uçuyorum sanmıyorumki erol amca, yok sevdim, buna eminim işte. ve bırak bi sen eksiktin bu saçmalığı söylemeyen bana, yazık falan deme bana :D

neyse ki en azından 30 ağustos zafer kutlamasına az kaldı :)))))

iyi geceler,
sevgilerimle...

i feel so high



mırıldandıklarım...

Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...

Murathan Mungan

trista pena



pazar yazısı (bu mudur?)

GÜNÜN ŞARKISI

* * *


GÜNÜN MADDELERİ

Psikolog Phil McGraw tüm insanların ortak özelliklerini şöyle sıralıyor:

1- Tüm insanların bir numaralı korkusu reddedilme korkusudur.
2- Tüm insanların bir numaralı ihtiyacı kabul görme ihtiyacıdır.
3- İnsanlar üzerinde etkin olabilmek için onların özsaygılarını koruyacak ya da geliştirecek şekilde davranmak gerekir.
4- Herkes, her duruma "Bunda benim için ne var?" diye yaklaşır.
5- İnsanlar ancak anladıkları şeyi işitir ve anlamlandırır.
6- Herkes, kişisel olarak kendileri için önemli olan şeyler hakkında konuşmayı tercih eder.
7- İnsanlar kendilerinden hoşlanan insanlardan hoşlanır, güvenir ve inanır.
8- İnsanlar genellikle görünen nedenlerin dışındaki nedenlerden dolayı yaptıkları şeyi yapar.
9- En olgun insan bile basit davranışlarda bulunabilir.
10- Herkes toplumsal maske takar. Kişiyi görebilmek için maskenin ardına bakmak gerekir.

* * *


GÜNÜN SÖZÜ

Zalimler zayıf kişilerdir. Sevecenlik güçlülerin işidir.
Leo Rosten


* * *

GÜNÜN FOTOĞRAFI


Leyla'nın Evi

Birbirinden çok farklı hayatların kesişmesi. Hayatta böyle bir şey zaten. 70 küsur yıllık hayatını hep aynı yalıda, yalnız yaşamış Leyla Hanım, Roxy (Rukiye) ve Ali Yekta Bey. İşgal günleri İstanbul, yalı efsaneleri, balkan savaşı, birinci dünya savaşı, kurtuluş savaşı, cumhuriyetin ilk yılları, memleketimin son yılları, almanya acı vatan, alamancılar, aşk, cinsellik, isyan, hip-hop, annelik, mülk meselesi, ülke gerçekleri... Ama tabiki başrolde her zamanki gibi kültürlerin, dinlerin, herşeyin ve herkesin içiçe geçtiği İstanbul... Beni en çok etkileyen şey Zülfü Livaneli 'nin romanda kullandığı dil oldu. Türkçeyi bu şekilde kullanmak gerekli her zaman, kısıtlı 300-400 kelimeyle değil. Ben okumaktan keyif aldım, tavsiye ederim.

Leyla'nın Evi - Zülfü Livaneli

sorular

1- Blogun okuyucuları bilirler ki, bir süre önce Orhan Pamuk 'un "Babamın Bavulu" adlı, yaptığı konuşmalardan derlenen kitabı okumuştum ve beğenmiştim. Binaenaleyh romanlarını okuma isteği hasıl oldu bende. Netekim bu akşam elimde Nobel ödüllü yazarın bir romanı, toplu taşıma aracında eve dönüş yolunda idim. Karşımda oturan üzerinde "Sex Bomb" yazan pembe t-shirt, lacivert ceketimsi bişey, yırtık kot pantolon olan hem enlemesine hem boylamasına benim iki mislim olan ayı :) elimdeki kitabı görünce "şerefsiz" diye bir şey mırıldandı, e ben de dayanamayıp "ne şerefsizliğini gördün?" diye bir soru sordum. Hiç bir cevap alamadım, baktı baktı, içinden neler dedi bilmiyorum tabi, sonra kafasını çevirdi bir şey olmamış gibi, sustu kaldı öyle. Şimdi bu nedir ? (sanane oğlum orhan pamuk'tan , deli misin :)

2- Geçmiş geçmiş midir ?

3- Hayattaki herşeyi bir nedene bağlamak fazla determinist bir yaklaşım değil midir?

4- Freud psikolojik sorunları olan bir adam olabilir mi ? (kesinlikle :)

5- Rezil bir sesim var. Zaten tonlama, diksiyon falan hak getire... Hele ki heyecanlanmaya göreyim... Neyse... Tabi bu durumda şarkı söylemek ne mümkün. Hani evdeyken mutfakta, banyoda, orda burda şarkı söyleyen tipler vardır, öyle de değilim. Pek eşlik etmiyorum şarkılara, sesli olarak. Ama gel gör ki şu an dinlediğim şarkıya elimde olmadan eşlik ediyorummmm :) Arada durduruyorum şarkıyı söylerken media player'ı ve anında ben de susuyorummmm :) çok kötü yaaa :))) Düş Sokağı Sakinleri dinliyorum, ki bu kadar bunalım şarkıları bu kadar neşeyle dinleyip eşlik etmek normal olabilir mi acaba ??? Bil(e)mem... Bir de yüksek sesle dinliyorum ki sormayın gitsin... "Bıktım artık hep aynı varoluşlardan..."

6- "Kahve Keyfi" yaptınız mı ? Tavsiye ederim... Havalar da ısındı zaten, bu sıcakta dondurma süpeeeer oluyoooo :) Eve gelirken aklıma geldi, baktım var markette aldım Algida Kahve Keyfi. Üzerinde kahve çekirdekleri vaaaaarrr :D

7- Bu gece sabah olur mu ???

8- Hava çok sıcaaaaaaaaaaaaakkkk dimi ???

9- On adet soru yazmak istiyorum ama soru gelmiyo aklımaaa... Neden :D

10- Son soruya geldiiiikkkk :) Bişey bulalım hemen... Buldummm... IV.Murat neden intihar etmiş ????

günün sözü ( anlayabilene )

İnsanla hayvan arasındaki fark, edepdir.

Mevlana

TDK sözlüğünden edep: iyi ahlak, incelik, terbiye...

lo que esperabas



geceler çabuk biter
renklenir gündüzler
bahar kokar bütün sevinçler
geç geldi sevda
yorgun ama duyarlı
biliyorum hayat yeniler kendini
onur verdin bana
dünyaya ve uyanışıma
beklentiler an gelir
gerçek olurlar
biliyorum hayat yeniler kendini
heyecan getirdin bana
hayata ve aşka
sevgiler an gelir
sevda olurlar
biliyorum hayat yeniler kendini *


* * *


geceyle gündüzün gergefinde,
bilinmezlerin içinde,
kalbimin gel-gitlerinde,
sen varsın...


* * *


şarapları akıttım aşkların diyarından... *


* * *


red red wine :


iyi geceler...


* DÜŞ SOKAĞI SAKİNLERİ

İnsana, aradığı şeye bakarak değer biçilir *

Bu sözü seviyorum...
Siz neyi arıyorsunuz bu hayatta ?

Aşkı, parayı, gücü, başarıyı, dostluğu vs...

Aslında aradığımız tek şey var :

mutluluk.

bu kadar basit aslında,
herşeyin sebebi mutluluğumuz,
sevdiklerimizin mutluluğu...

tabi bunun dışında kendini kandıranlar vardır,
ya da karşısındakini kandırdığını sananlar...

Aradıkları tek şey belalarıdır,
onu da bulurlar bi şekilde :D amin...

Güzel şeyleri ararsanız güzel şeyleri bulursunuz.
Güzellikleri görmek isterseniz görürsünüz.
Güzellemeyi burada bitiriyorum :)

Bi kez daha soruyorum,
siz neyi arıyorsunuz bu hayatta ?

sevgilerimle...

* Mevlana

i've got you under my skin


So deep in my heart, that you're really a part of me
I've got you under my skin

I've tried so not to give in
I've said to myself this affair never gonna swing so well
So why should I try to resist, when baby will I know damn well
That I've got you under my skin

I'd sacrifice anything come what might
For the sake of having you near
In spite of a warning voice that comes in the night
And repeats, repeats in my ear

Don't you know little fool, you'll never win
Why not use your mentality, come on step up to reality
But each time I do, just the thought of you
Makes me stop before I begin
Cause I've got you under my skin

pazar pazar

bir haftasonu daha bitti...
cumartesi ve pazar, iki gün, 48 saat...
ne kadar çabuk bitiyor yaaaaa :)

aklımızda kalanlar; antep fıstığı, cumartesi, merih, spiderman, sucuklu yumurta, power xl...

ve erkan ayıp oluyor bak, suçunu bastırma! , hehehe :D

herkese iyi geceler, sevgilerimle...

az önce albinoni adagio dinlerken karaladıklarım:

Gecenin karanlığı aydınlatırken içimi ve teta dalgalarım had safhadayken; uykusuzluğum, yorgunluğum, bıkkınlığım ve ismime inat umutsuzluğumun içinde, beni ben yapan ne varsa hepsine inat, kendime inat, herşeye inat, değişimin değişmezliğinde oradan buraya ve bil(e)mediğim daha nice noktalara savrulmayı beklerken... aslında anlıyorum ki herşey anlamsız ve bu dünyadaki herşeye anlamını ben veriyorum. Dünya korkulacak bir yerse benim korkularımdır onu korkulur kılan. Bazen günün aydınlığıdır korkularımı ısıtan, bazen gecenin ayazından üşürler beynimin kıvrımlarında nöronlar ısıtır onları ya da kalp atışımla dans ederler hızlı bir ritimde. Hayat beş para etmezse bunu ben söylüyorumdur ve doğrudur, çünkü bunu ben bilirim. Senin bildiğini bilemem sen söylemedikçe, gerçeği de söylemezsin bilirim, çünkü bilmiyorsun tıpkı benim bil(e)mediğim gibi. Bilinmezliklerin içinde bilen birisi bulmak ümidiyle gözlerim kapalı ilerlerken “peki neyi bilmesini bekliyorum benim bilmediğim?” sorusuna verebileceğim tek cevap var, bilmiyorum. Anlamak, anlamlandırmak... Zamana, mekana ve insana göre değişiyor anlam. Tıpkı önem gibi. Birisi yapınca farkına bile varmadığımız bir şeyi, başka bir insan yapınca ne kadar önemli olabiliyor. Ya da tam tersi. Bir terslik var. Hayatın kendisinde, insanlarda, ülkemde... sende, bende, onda... hepimizde...

idiopatik



süslü kocaman sözlere cümlelere gerek yok,
duymanı istemiyorum, görmeni istemediğim gibi
anlamanı beklemiyorum, bilmeni beklemediğim gibi
gecenin karanlığı, müzik, yalnızlığım ve ben, hepsi bu...

uyumuşum :D -2-

günaydınnnnn :D

e tabi dün gece uyumayınca doğru düzgün bu akşam böyle olur. eve erken gelince, her zamanki gibi "azıcık uzanıyım :)))" dersen bu saatte uyanırsın. neyse oturacak değilim bu saatten sonra... şurada iki satır yazıp yatıyorum.

hür doğan ve hür yaşayan, bol silikonlu teyze ya da nine :) radyoda o klasiklerinden birisini söylüyor: "gündüzümde gecemdesin / çalınmasın söylenmesin / sen benim şarkılarımsın..." ne varsa eskilerde var...

uzun zaman sonra ilk defa gördüğüm bir rüyayı hatırlıyorum. gerçi anıl'ın ki gibi sinema filmi tadında değil benimki :) ama benim rüyammmmm ve çoook güzeldi! amin diyelim efendim :D

ve bir şarkıyı mırıldanmaktayım kendi kendime...

küçüğüm
daha çok küçüğüm
bu yüzden hatalarım
övünmem bu yüzden
bu yüzden kendimi
özel önemli zannetmem
...


bugün perşembe, yarın cuma... bir haftayı daha bitiriyoruz. günler haftalar, aylar ve de yıllar... hemen yatmam lazım benim, fazla düşünmeye başladım gene :)

sevgilerimle...

savrulan külleri ömrümüzün

Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda
Harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
Işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
Anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün
Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
Bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep
Sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum
Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
Acılar dehşetli kinlendiriyor beni
Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında

Ahmet Telli

cevap

öncelik.

iyi geceler ya da sabahlar :D

sevgilerimle...

soru

sevgi kelimesinin eş anlamlısı ne olabilir ?

aslında eş anlamlısı demek yanlış belki ama öyle geldi içimden şimdi :) sevgilim, annem, kocam, karım, arkadaşım, kankam, çikolata, cola, şarap, araba, boğaz, istanbul, bilgisayarım, internet vs...vs... gibi cevaplar kabul edilmiyor !!! ben cevap verdim bu soruya... daha doğrusu bi anda (ki o an neden bunu düşündüm bilmiyorum :) geldi aklıma... "vaayyyyy" dedirtecek bir cevap değil... çok klasik ama çok doğru !!!


ps.1 çok popüler birisi oldum sanırım... habire birileri ümit kurt diye arama yaptırıyoooo :)
ps.2 google'da karmaturka diye arama yapmayın her seferinde! www.karmaturka.net sitenin adresi :) yok maksat benim bloguma gelmekse adres çubuğunda yazıyor adresim ;)
ps.3 yorumlardan onayı kaldırdım... yazar yazmaz yorumunuz yayınlanıyoooo :) kötü bişeyler yazmayın ona göre ;)

işkembeden

gece yarısı işyerinden çıkıp lale 'ye işkembe içmeye gidilir mi? gidilmez mi :) ama bu arada söylemek lazım ki, ben işkembe içmemmmmmmm !!!! daha bi sürü şeyi yemem ve içmem, çok antika biriyim ben yaaaa :D hatta patrona göre fotosentez yapıyorum, akşam yemek yememin tek sebebi güneş ışınlarından yoksun kalmam :))

gecenin enlerinden birisi... eşi tanju'yu arıyor halini hatrını sormak için... tabiki hayır :) "nerdesin? saat kaç oldu? napıyosun? " demek için... tanju'nun cevabı "havai fişek patlatıyorum hayatımmmm :D "

işkembecide mercimek çorbası içerken power xl'de fatih erkoç'tan cefalar'ı dinleyip "ottur günahı yoktur", "kadınlar..." , puro muhabbeti :))

neyse, durum feci aslında ama yapcak bişi yok valla... bu saatten sonra bilgisayar başında iş yap(a)mam... bi kaç saat sonra işe gidicem ne de olsa :)

uyumuşum :D

günaydın :)

en son saat beşti sanırım. güzel bir şarkı çalınca radyoda şöyle azıcık(!) uzanayım öyle dinliyeyim bu şarkıyı dedim ve görüyosunuz ki aradan 3,5 saat geçmiş...

neyse, güzel bir düş gördüm :D

bu güneşli ve güzel pazar sabahına uygun olmayabilir ama Fatih Erkoç çok güzel bir şarkı söylemekte:

güvenirdim duyguların dostluk kokan dokunuşlarına
inanırdım benim olan kalbin beni aldatmayacağına
ama şimdi çekiyorum yanlışların cefalarını


Gazetelerimi okuduktan ve kahvaltımı yaptıktan sonra çıkıyorum evden. nereye olursa olsun, bilgisayarımdan ve internetten uzakta bir gün geçirmek istiyorum bugün.

Veeeeeeeeeeeeeeeeee sabah neşemiz :))))


Piyanonun başında elinde telefon ahizesiyle Stevie amca ilan-ı aşk ediyor!!! hahaha !!!
Telefonda böyle konuşabilmek her babayiğidin harcı değildir herhalde ama cızırtılı olur, stereo ses kalitesinde olmaz sanırım :D Ne de olsa bu şarkı benden dört yaş küçük sadece :)

Güzel bir pazar günü olsun herkes için...

ps. bir ara fatih erkoç'un bu şarkısını bulup bloga koymak lazım...

do while...loop...exit

Kendimi sonsuz bir döngünün içindeymiş gibi hisseder hale geldim son bir haftada. Ve programı sonlandıramasam da çıkışı gerçekleştirdim. Sonsuz döngümüz ev ve iş oluyor, çıkışımız Taksim, sonlanacak programsa bu hafta...

Dokuza doğru işten çıkıp Mete beni evin yakınlarında bırakmışken, yok dedim kendi kendime, bir haftadır yaptığım şeyi tekrar yapamam. Aslında yapacak bişey, gidecek bir yer ya da buluşacak birisi olmamasına rağmen sadece caddede yürümüş olmak için bile olsa Taksim'e gitmeye karar verdim. Hem kendime bir kitap alırdım.

Megavizyon'un yeni halini seviyorum. Giriş kısmı müzik marketle teknoloji market karışımı olsa da üst katlar güzel oldu. Yaklaşık 40 dakika kitap almaya çalıştım ve beceremedim :) Kendimi tebrik ediyorum. Bunu mu alsam, yok onu alıyım, yok yok Hamdi Koç'un ilk / okumadığım son kitabını alıyım, ama başka birisini okumak istiyorum derken, bırak dedim bırak şu saatte hiç yorma kendini. Zaten kafa bi dünya olmuş bütün gün bilgisayar başında. Eve gideceksin sabaha kadar gene bilgisayar başında çalışacaksın. Ki bu sefer çalışacak gibiyim. Yapmam gereken bişeyler var. Yarına kalırsa biliyorum ki yapmayacağım, çünkü yarın bilgisayardan uzak bir gün geçirmek istiyorum ;)

Neyse, sabaha kadar buralardayım :D Yazarım belki bişeyler daha...

Sürgün gibi masallarda



uzaklarda bir düş kur
yapayalnız bir gülüş ol
o gülüşlerden bir ev kur
delilenme git gelme dur
o zamansız zamanlarda
eğri büğrü sevdalarda
büküle büküle kıvrılan
inanılmaz tutkularla
yalan yanlış aynalarda
baştan kara çıkmazlarda
sürgün gibi masallarda

yalan yanlış aynalarda
baştan kara çıkmazlarda
sürgün gibi masallarda

dışı akşam içi gündüz
yüzü bahar içinde güz
gölgelerde gizli giz
gölgelerde gizliyiz
uzaklarda bir düş kur
yapayalnız bir gülüş ol
o gülüşlerden bir ev kur
delilenme git gelme dur
yalan yanlış aynalarda
baştan kara çıkmazlarda
sürgün gibi masallarda
yalan yanlış aynalarda
baştan kara çıkmazlarda
sürgün gibi masallarda
sürgün gibi...
sürgün...

Böyle kahpedir dünya


söyle kaç yaşındasın, herkes kadar yalnız mısın ?
bilmem kaç yaşındasın, herşeyin farkındasın...


belki de çoğunuz biliyordur bu şarkıyı ama ben bu akşam serviste duydum ilk defa. ve hoşuma gitti. en azından son bir kaç saattir öyle gibi.

postun başlığını gören ve şarkıyı dinleyenler çok derin derin laflar bekleyebilirler ama malesef efendim kalmadı stoklarımda... başım ağrımaya inat etmekte, göz kapaklarım kapanmaya... durum kötü... sabaha çıkar mıyım acaba :) yatıyorum ben efendim, yapcak bişi yok...

dayanamadım gene böyle kuru kuruya olmaz bu şarkı... iki üç satır bişeyler yazmakta fayda var. zaman zaman hepimiz söylüyoruz bu lafı, söyletiyorlar daha doğrusu. kimseye böyle bişey söyletmediğim konusunda rahatım en azından ben. neyse, yazamıyorummm...

ısparta fatih'i oralarda yok mu internet ???

:D

Olasılıksız

Gelin, olasılıkdan söz edelim. İlk önce, olasılık dediğimizde en sık akla gelen çelişkilerden, piyangolardan söz edelim.

Amerika'daki en büyük piyangoyu, Powerball'ı, kazanabilme olasılığı 120.000.000'da 1'dir. Powerball'ın ilk oynanmaya başlandığı 1997'den beri, elliden fazla insan, bu olasılığı alt üst ederek, büyük ikramiyeyi kazanmıştır. Onlar, bu gezegendeki en şanslı, en zengin insanlar arasındadır. Onlardan nefret ederim. Ama konumuz bu değil.

Şimdi de düşük olasılıklı bir olaydan söz edelim: Dünyaya dev bir gök taşı çarpacak ve uygarlık yok olacak. Jeofizikçilere göre, her yıl bunun olma olasılığı milyonda bir.

İnsanoğlunun atalarını da hesaba katarsak, yedi milyon yılı aşkın bir süredir bu gezegende varlığımızı sürdürdüğümüze göre, bir gök taşının bugüne kadar bizi yok etmiş olma olasılığı yüzde yedi yüz. Yani anlayacağınız, bir kere değil, yedi kere ölmüş olmalıydık şimdiye.

Ama çoğumuzun bildiği gibi, insanoğlunun yazılı tarihinden bu yana yok olmadık.

Ne demeye çalışıyorum sizce? Bir gök taşı bizi yok edecek demeye çalışmıyorum. Düşük olasılıklı olaylar hakkında bir yorumda bulunmaya çalışıyorum, kıssadan hisse şudur: Her an her şey olabilir!


- David T. Caine'in istatistik dersinden alıntı.



Uzun bir giriş oldu ama bu sayfayı buraya koymalıydım mutlaka. Adam Fawer 'ın "Olasılıksız" kitabını almamı sağlayan cümleler bunlar. Daha doğrusu Fatih'in bana almasını :)

De Moivre, Laplace, Fermat, Pascal, kuantum mekaniği, kuarklar, leptonlar, epilepsi, beyin dalgaları, olasılık teorisi... ne kadar bilimsel bir insan oldum ben böyle :D

Severek okudum. Yıllar önce bir Robert Ludlum romanı okumuştum. Ama ondan çok daha iyiydi bu bilimle kurguyu iç içe geçiren roman. Kitabın arkasında yazdığı gibi "Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi beklemeyeceksiniz".

Bir tür özet olmaması için daha fazla yazmıyorum, kitabı alıp okuyun, pişman olmazsınız ;)

Olasılıksız - Adam Fawer

vaziyet feci


güzel ülkemin vaziyeti feci biliyorum ama özelde benim durumum da pek parlak değil :D nazar değdi bana, nazaaaar... eee ama öyle dersen tabi olur dimi? ne dersem? "o saate kadar kalmam ben işte" gibisinden bişeyler dersem olacağı budur. nöbeti sümeyra'dan devralırsın :)) Dokuz buçuğa doğru çıkabildim işten, on gibi evdeydim. Yapmam gereken bir sürü iş var ama yap(a)mıyorum... ama ne gam ;) gamsız mıyım ben yoksa? durum onu gösteriyor ki cumartesi çalışıyor olacağım, pazar günü belli değil... iş harici evde bilgisayarda yapmam gerekenler var... offf yaaa.. oflarken bile gülebilmek güzelmiş ;)

Şimdi istatistiklerine bakıyorum blogun. Kimler gelmiş kimler gitmiş diye. Bloguma gelen ziyaretçilerimin bir kaç komik aramasını gündüz Volkan'ın blogunda yorum olarak yazmıştım. Şimdi bakınca bir daha güldüm :) Arada sırada Koç Üniversitesinden bloga bakan bir arkadaş var, kimdir bilmiyorum. Buna bir yorum yazarsın artık okuyucu :) Neyse, konumuz o değil. ISP kısmında Koç University falan değil direkt okulun açık adresi yazıyor. İlk gördüğümde şaşırmıştım :) Şimdi asıl komik olan son ziyaretçilerden birisinin de açık adresi var... Sanırım statik ip kullanan bir TC vatandaşı. Sokağın adı, apartmanın adı, daire numarasına kadar herşeyi görünüyor :)

Bu şarkı nereden çıktı ? Bil(e)miyorum... Güzel ama dimi?

Şimdi ya power xl ya da soulfull açarız kısık sesle kitabımızı okurken...
Bitirmem gereken bir kitap var ve saat gece yarısı...

iyi geceler, sevgilerimle...

şirin şeyler

var mı böyle bişey yaaaa :D şunlara bakar mısınız?
seda 'nın görmemesi lazım bunları :)

komik :)

aferin sana :D

adam olacak çocuk :D

download delisi arkadaşlara :D

Chan Chan



güzel bir pazar günüydü. neden güzeldi ? bilmiyorum :))) özel bir sebebi yok ama güzeldi. taksim her zaman ki gibi cıvıl cıvıldı. yaz da geldi. bir asker arkadaşıma rastladım, daha doğrusu o bana rastladı. acelesi vardı çocuğun, pek konuşamadık ve ben hala kim olduğunu hatırlayamadım :D neyse, boşver gitsin ya... çünkü ben mutluyuuum, ne güzel bi duyguymuş bu yaaaaa :D unutmuşum ne zamandır böyle boş boş, nedensiz mutluluk anlarını... ve bu mutlu ana bir mutluluk şarkısı gerekli, onu da buldum efendim sayın okuyucu / dinleyici... araştırdım, inceledim ve onayladım, mutlu mutlu dinleyiniz, bol bol mutlu olunuz ;)

Tiyatroya gitmeyi düşünenlere "Inishmaan'ın Sakatı" tavsiyemdir. Güzel bir oyun. Yalnız uzun biraz, 3 saat kadar :) Haftaiçi akşam değil de haftasonu gidilecek bir oyun daha çok. İttiğimin oyununa ben bile gittiğime göre, İrlanda güzel bir yer olsa gerek, hahahaa :D Kapanıştaki selamlama oyuna harika bir renk katmış, süper olmuş...

sevgilerimle...

tabuuuuuuuuuuuuuu :D

eskiler ne demiş, tabuda keramet vardır ???
öyle değil miydi yoksa :)))

iyi yolculuklar, iyi eğlenceler size kardeşim,
kadir'e selam söylemeyi unutma sakın ;)

sana bilmediğin bir şey söyleyemem

sana hayat çok güzel, hep mutlu olacaksın diye yalan söyleyemem. hayatta acı da var, mutsuzluk ta, başarısızlık ta, hayal kırıklıkları, can kırıkları, adlatmalar, aldanışlar, menfaatler, yalanlar, iftiralar, gözyaşları da var; mutluluk, kahkahalar, koşulsuz sevgiler, sevgililer, arkadaşlar, içten gülümsemeler, samimi sohbetler, başarı, hayallerinin gerçeğe dönüşmesi ne kadar varsa. insanları sev diyorum sana. bu hep sevginin karşılık bulacağı anlamına gelmiyor ama sen sev insanları, bir karşılık beklemeden sev, sadece sevmek, sevilmek yaşadığını hissettirir sana. insanlara güvenmeni söylüyorum. bu aldatıl(a)mayacağın anlamına gelmiyor ama sen güvenil(e)mez olma, her ne olursa olsun. bırak aldattığını sanan aldananlar olsun hayatında. sen aldatma, aldırma. hayatta başarılı olmak için çalışmalısın diyorum ama bu yaşamı ıskalaman anlamına gelmiyor. dengeyi kurmalısın hayattaki herşey ve herkes için. kendin ol diyorum sana. bu en önemli şeydir hayatında, sakın unutma! ama kendin olmak demek herkesten farklı olmak demek değildir. istediklerini yapabilmendir, doğru ya da yanlış kararlar alıp uygulamandır, saçmalama hakkındır ve tüm yaptıklarının sorumluluğunu taşıyabilmendir kendin olman. ve her geçen gün değişeceksin, değişmelisin, bundan korkma. değişmeye çalış, yanlış gördüklerini değiştirmeye çalış. dün bitmiştir ve yarın belirsizdir, sadece şimdiyi yaşıyorsun. yaşadığın anın kıymetini bil ! geçmişte yaşadıkların sana ders olsun ve gelecekte nerede, kimlerle olmak istediğini iyi düşün şimdiyi yaşarken. soruyor, durmadan soruyorsun... soruların var cevap ver(e)mediğin, cevaplar aradığın mı ? ve son noktada bana hayatın anlamını soruyorsun. sana bilmediğin bir şey söyleyemem...
hayat, senin ona yüklediğin anlamdır.

Are You Listening ?


Bir iki hafta önceydi sanırım gündüz işyerinde o site senin bu site benim diye dolanırken kavici'nin sitesinde görmüştüm. Gerçi başlıkta sadece "Are You Listening?" diye yazıyordu ama bir bakayım demiştim ve iyiki de bakmışım :) Zaten canımın sıkkın olduğu bir anda beni mutlu etmişti. Çıktı çıkacak derken sonunda Dolores solo albümünü çıkartıyor ;) Herkese tavsiye ederim. Keşke The Cranberries olarak devam etselerdi ama onun sesini yeniden duymak çok hoş...

http://www.doloresoriordan.ie/

bu arada Fatih çok sağol kardeşim. yok rapidshare miş, limewire mış, ares miş, emule müş... çikolata diyorum çikolata, dolores diyorum dolores... acaba başka bişey mi istesem :D


http://www.youtube.com/watch?v=Lxc3O4mQV74

This is the beginning of your day
Life is more intricate than it seems
Always be yourself along the way
Living through the spirit of your dreams


ps. bu arada son iki günde ikinci kez duyduğum bir şarkı var ki yazmadan edemeyeceğim... şarkıyı üstüne alınan alınabilir :) "boşyere ağlama kalbini bağlama ankara kızlarına..." çok mu kötüyüm ben yaaa, hahaha ;) kızmıyosun umarım...

her şey sende gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün...
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
bunu da öğren, sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel