
Tarihi bir macera mı yoksa fantastik bir düş diyarı mı desem? Aslında hepsinin karışımı masalsı bir roman. Okuyucuyu sıkmayan ve sürükleyen bir akıcılığa sahip.
Uzun İhsan Efendi, Bünyamin, Arap İhsan, Efrasiyab, Gülletopuk, Ebrehe, dilenciler, yeniçeriler ve diğerleri. Ve elbette asıl soru; Uzun İhsan Efendi rendekârın dediği gibi düşündüğü için mi var yoksa herkes ve herşey o düşünüyor diye mi varlar?
Bir tavsiyeyle yeni bir favori yazar daha kazandım :) Son romanını henüz al(a)madım. Aslında almayı, okumayı çok istediğim başka bir favori yazarımın bir romanı daha var ama elimdeki kitaplar bitmeden yeni kitap almak yok diye bir karar aldım. Bak bu kararı yazabilirdim aslında kararlarımdan biri olarak ;)
İhsan Oktay Anar - Puslu Kıtalar Atlası

5 yorum:
Puslu Kıtalar Atlası başlığını görür görmez koştura koştura geldim. Gerçekten sürükleyici ve keyifli bir roman. Okuyalı uzun zaman oldu ancak tekrar okumak istediğim zaman kütüphanemde bulamadım. Kimbilir okusun diye kime vermiştim o da geri getirmemişti.
İhsan Oktay Anar'ın son romanı en son Amât idi değil mi? Bayağıdır yeni çıkan kitapları takip edemiyorum. Kitap fuarı gelse de 30-40 kitap alıp doya doya okusam. Amat'ı çıkar çıkmaz bir hevesle almış ancak kitabın mı beni sürükleyememesinden yoksa koşturmacalardan kafamı mı veremediğimden devam edememiştim. Hala kütüphanemde arasında ayracı ile duruyor. Bahaneyle hemen başlayayım :)
Romanın çok sevdiğim kısımlarından biridir. Ekşi sözlük sayesinde tekrar okumuş ve buraya kopyalayabilmiş oldum:
"yolun sonu göründü sevgili bünyamin. benimle birlikte büyük bir bilgi kaynağı da yok olacak diye çok üzülüyorum. kastettiğim şey, teşkilatın yıllardır biriktirdiği bilgiler. uzak ülkelerdeki casuslar merkezden haber alamayacakları için artık dağılıp gidecekler. hazine odasındaki paraları yağma eden şu zavallılara bak. eğer kitaplıktakı ciltler dolusu bilgiyi kullanabilecek durumda olsalar, talan ettikleri paranın on katını, belki de yüz katını elde edebileceklerini bilmiyorlar. teşkilattaki altın ve gümüşten yapılma her şeyi yağmaladıktan sonra burayı ateşe vereceklerini de biliyorum. koskoca bir beyin böylece yok olacak. ben ise bir günahkâr olarak ölmüş olacağım. eğer varsa, ötedünyada bir tek şey hissedeceğime eminim: utanç. belki de yıllardır, kıyametten değil, bu duygudan kaçıyordum. sana gelince bünyamin, senin uzun ihsan efendi'nin oğlu olduğunu ta baştan beri bildiğimden eminsindir muhakkak. aradığım kişinin sen olduğunu, daha benim hayatımı kurtardığın gün anlamıştım. 'para' sendeydi, koynunda sakladığın o garip kitabın arasında. şaşırma! bundan da haberim var. sen geceleri uyurken odana girdiğimde farkettim. evet, odana da girdim. uyanmana imkân yoktu. çünkü içtiğin kahvelerde sana derin bir uyku verecek eczalar vardı. uyurken seni uzun uzun seyrettim. yüzünün asıl halini düşledim. babana benziyordun.
sana karşı hissettiklerimi anlatmama imkan yok. bir duygu, anlaşılamıyorsa, duygu değildir zaten. seni ta baştan öldürebilir ve 'parayı' alabilirdim. ama bunu yapmak istemedim. çünkü nasıl olsa elimdeydin ve benim için neredeyse o para kadar değerliydin. sanki kasıtlı olarak karşıma çıkarılmıştın. böylece güçsüzlüğün ve silikliğin ne olduğunu öğrenme fırsatı buldum. aynı zamanda gücün ve her türlü iktidar tutkusunun da ne kadar büyük bir erdemsizlik olduğunu da bu sayede gördüm. hayatta kalabilmek için bizler kadar çaba göstermiyordun. yokedilmeye çoktan razıydın. senin amacın varlığını sürdürmek için değil de sanki bambaşka bir şeydi. sen bir şahittin. evet, artık bundan eminim. kesinlikle bir kahraman değildin. o küstahça sözlerini de sanki biri kulağına fısıldıyor ve benimle adeta alay ediyordu. sanki benim, onların ve herkesin başına gelen bütün şeyler senin görmen, öğrenmen içindi. güçsüz biri olan sen, her çeşit iktidarın sahibi olan benim üzerimdeydin. çünkü olaylara müdahale etmeden hepimizi gören, seyreden sendin. seni ezdiğimizde ağlıyordun. güçsüzlük belirtisi olarak yorumlanabilen bu şey aslında senin yaşamındı. oysa biz taşlar kadar güçlü, bir o kadar da cansızdık.
gücün kendisinin ölüm olduğunu da senden böylece öğrendim. çünkü seni seyrettim. ah! keşke dünyayı da senin gibi seyredip, senin ona baktığın gibi bakabilseydim! oysa ben ona bir güç malzemesi olarak bakıp onda kendi karanlığımı gördüm. hayatım boyunca görebildiğim en iyi, en güzel şey sendin bünyamin. sana çok şeyler söylemek isterdim. ama dakikalarım sayılı. bu yüzden benim için son bir şey yapmanı rica ediyorum. o 'parayı' ben öldükten sonra ağzıma koy ve çenemi bağla. çünkü onun, hiç kimsenin eline geçmesini istemiyorum. hoşçakal! hoşçakal bünyamin!"
@safa çetingüç
Bence bulup tekrar okusan süper olur. Ben seneye tekrar okumayı planlıyorum :)
İhsan Oktay Anar 'ın son kitabının adı "Suskunlar".
Ben bir kitabevinde sadece arka kapağındakileri okuyunca bile almak istedim ama dediğim gibi önce elimdekileri bitirmem lazım ;)
Bu ara bu kitabın adını duymaya başladım, hayrolsun eski bir kitap yeniden canlandı galiba. Ben okumadım ama listeye aldım bile :) Tavsiye için sağol Ümit.
@çilek reçeli
Ne demek :)
Bence listeye almakla çok iyi yapmışsın, keyifle okuyacağına eminim ;)
Yorum Gönder