Günlüğüm - Anasayfa RSS ile kolayca takip edin ;) Aklınıza gelen neyse benimle paylaşın :)
Günlüğüm - Anasayfa
Türk Blog Yazarları

pazar akşamı ortaya karışık bir yazı

Bu aralar üzerimde bir isteksizlik ve garip bir sıkıntı var. Nedendir bil(e)miyorum. Gerçi geçen yıl Nisan ayında da az yazmışım. Sanırım doğum günümün de etkisiyle çok düşünüyorum her şeyi. Evet, 4 Nisan doğum günümdü. Hatırlayan, hatırlamayan, arayan, aramayan, e-mail gönderen, göndermeyen herkese teşekkürler. Nezaket icabı yazıyorum bunları elbette :P Hatırlayanlara kucak dolusu sevgiler :) Hatırlanmak güzel şey. Sevildiğimi biliyorum elbette :P Ama bunun hatırlatılması harika. Dün mesela taaa nerelerden bu yıl aldığım tek doğum günü hediyem geldi, çok mutlu oldum :))) Soulferrous harika bir kitap göndermiş bana, çok teşekkürler, iyi ki varsın :)

* * *


İstanbul'da Lale Festivali var :) Görüntü olarak çok hoşuma gidiyorlar. Ama bu lalelerin nasıl satın alındığını, neler yapıldığını düşünmeden, acabaları aklıma getirmeden de yapamıyorum. Su sorunumuz varken bu kadar lale ekmenin doğru bir şey olup olmadığını da düşünmek lazım. Neyse, karıştırmayalım şimdi bunları :)

* * *

Bu hafta sonu itiraf edeyim ki televizyon seyrettim :P

* * *

Dün akşam TRT 1'de "Altın Adımlar" isimli bir yarışma programı vardı. 13 hafta sürecek bir halk dansları yarışması. Büyük bir çoğunluk çocukluğunda haşır neşir olmuştur halk danslarıyla ama maalesef benim öyle bir anım yok. Neyse, blogunu da takip ettiğim sevgili Çilek Reçeli de bu yarışmada :) Dün akşam eve geldiğim esnada baktım. Üsküp oyunu oynayan bir grup vardı ben açtığımda ama o grup sizin grubunuz muydu, sen var mıydın tanıyamadım Saadet :)

Diğer yarışmaları da düşününce, hepsinden daha faydalı, kültürel zenginliğimizi ortaya koyan bir yarışma olmuş. Fırsat buldukça seyretmenizi tavsiye ederim, ben öyle yapacağım :) Bu arada eminim Saadet kendi blogunda daha detaylı yazacaktır yarışmayla ilgili, mutlaka takip edin ;)

* * *

Dün akşam ayrıca TRT 2'de sürgüne gönderilen hanedan üyeleriyle ilgili bir belgesel vardı. Çok ilginç geldi bana. Belgeselin sonuna doğru örneğin iki kişi Dolmabahçe sarayındaydı. Otuzlarının başında gösteren iki adam. Turist olarak gezdiğin sarayı dedelerinin yaptırdığını bilmek. Geçmişte büyükbabanın o sarayda büyüdüğünü, babanın çocukluk hatıralarının olduğunu bilmek. Çok ilginç gerçekten.

Hanedan üyeleriyle yapılan söyleşileri dinlediğimde büyük bir çoğunluğun nasıl bir vatan hasreti çektiğini gördüm. Bir kısmı elbette yaşadıkları yerlere iyice alışmışlardı. Özellikle hiç bu topraklarda yaşamamış olanlar yaşadıkları ülkeyi vatan olarak benimsemişlerdi doğal olarak. Yanlış hatırlamıyorsam 1952'de hanedanın bayanlarına yönelik bir af getirilmiş. Erkekler içinse ilk af 1974'te çıkarılmış. Bu aflardan önce hiç bir şekilde Türkiye'ye girememişler. Gerçi bir hanedan üyesi Amerikan askeri olduğundan bol bol gezmiş :) Ne garip dimi? Osmanlı soyundan gelip Amerikan askeri olmak. Bunu kınamak için yazmıyorum. Hayatın ironikliğini gösterdiği için yazıyorum sadece. Elbette bir şekilde yaşayacaklardı yeni vatanlarında. Büyük bir çoğunluğu Lübnan, Mısır, İngiltere, Fransa ve Amerika'ya gitmişler. Bir kısmı Türkçe konuşabilse bile aralarından çoğu Türkçe'yi unutmuşlardı. Fakirlik çekiyorlar, intihar ediyorlar bu sürgün zamanlarında.

İlginç bir anekdot daha. 1920'lerde Doğu Asya'ya hakim olmak isteyen Japonya, Doğu Türkistan'da kurmayı istediği devletin başına bir Osmanlı Şehzadesini oturtmaya karar vermişti. Bunun için de kinci Abdülhamid’in büyük oğlu Selim Efendi’nin çocuğu Şehzade Abdülkerim Efendi’yi seçmişlerdi. Japonya'ya giden Abdülkerim Efendi bir süre sonra işler planlandığı şekilde gitmeyince her şeyi bırakıp ABD'ye geçiyor. New York'ta bir otel odasında ölü bulunuyor. İntihar ettiği söyleniyor. Hatta belgeselde ölümünden bir sonraki gün New York Times gazetesinde çıkan haberi de gösterdiler. "Şehrimize gelen Türk Prensi yaşadığı aşk nedeniyle ailesinin adını lekelediği için intihar etti. Emniyet müdürüne yazdığı mektupta..." diye devam eden bir haberdi. İntihar eden birisi ne diye emniyet müdürüne mektup yazsın? Japonlar, Ruslar ya da Amerikalılar kendilerince nedenle öldürdüler büyük olasılıkla. Çünkü olayla ilgilenen dedektifin raporunda intihardan ya da mektuptan bahsedilmemiş olmasına rağmen bir gün sonraki gazetede böyle bir haber çıkmış.

* * *

Bir de şunu farkettim kanallar arasında gezinirken. Bir sürü dini kanal var. Hem de bir sürü. İnsanlar doğru yolu buluyorlar sanırım, bir ben bulamadım :P Ama beni içlerinde en çok eğlendiren, en çok güldüren bir taneydi. Gerçi dini bir kanalın böyle bir işlevi olması tartışılabilinir :P Neyse, şimdi kanalın adını unuttum ama siyahların olduğu bir dini kanaldı. İnsan bu kadar mı neşeli olur dini bir şeyleri anlatırken :) Sürekli olarak müzik, sürekli olarak kahkahalar, sürekli olarak gülümseyen, dans eden insanlar. Kilisede bile olsa bu insanlar eğlenmeyi iyi biliyorlar :)) Neyse, bu konuları pek girmeyelim. Aslında bununla ilintili bazı konularda da yazacaklarım var ama belki sonra. Siyasi gündemle de ilgili söyleceklerim var elbette HÜP genel başlanı olarak :P

* * *


Müzik kanallarına bakarken sanırım bir İtalyan müzik kanalında denk geldim bu şarkıya. Haftayı bu şarkıyla bitirip, yeni haftaya bu şarkıyla başlayalım. Allan duygusalı olarak bana yakışan bu şarkıyı herkese armağan ediyorum :))

* * *

Herkes için güzel bir hafta olması dileğiyle :)

Sevgilerimle,
u:

7 yorum:

MoonSun dedi ki...

Sarki ve fotograflar muhtesem :)) ama dogum gununun duygularini ve yazilarini etkiledigini dusursen her yeni gun 365.gunun dongusu sonucta, buna da kafayi takmak gerekir :)) Bosver hayat guzel, sadece buna odaklan :)) Kitap icin de iyi okumalar, kitap yorumunu beklicem :)
Kucak dolusu sevgiler :)

Çilek Reçeli dedi ki...

Ümit, Öncelikle çok teşekkür ederim. Ben çok uzun zmandır bu işle ilgileniyorum bu yüzden TRT de olmak benim için büyük bir mutluluktu. Nirvanayı buldum yani:)
Benim bulunduğum grup Türk Foklor Kurumu, diğer haftalarda da dönüşümlü olarak yine dans edeceğim.Elenmediğimiz sürece, Tekrar çıkarsam sana hangi sırada olduğumu söylerim :)

Haydins dedi ki...

Yeni yasinizi kutlarim biraz gec oldu ama!!(uzgunum)Nice yillara :)
Ben de bu aralar TRT ye takilmaya basladim, soylediginiz yarismanin basini gordum ama izleyemedim.Cuma aksamlari Komedi Dukkani var onu da izlemenizi tavsiye ederim ,tabi o tarz programlari seviyorsaniz, ben cok guluyorum..

Soulferrous dedi ki...

Sende iyi ki varsın Ümit. Kitabı bende merak ediyorum. Umarım beklediğim gibi güzeldir. İlk kez daha önce okumadığım bir kitabı hediye ettim:)) Biliosun nedenini:P Nice mutlu yaşlara, uzuuunnn yıllar.

umit dedi ki...

@moonsun

Odaklanıyorum, odaklanıyorumm, hımmmmm :P

Ben de mi yogaya başlasam :P

Takmıyorum kafaya Moonsu, hayata bi kere geliyoruz. Mutlu olmak, gülümsemek, sevmek, sevilmek lazım :)))

@çilek reçeli

Ben de bi gün Nirvana'yı bulmak istiyorummmm :))

Senin adına çok sevindim. Bu arada ben sevdim yarışmayı gerçekten. Sadece sen varsın diye söylemiyorum :)

Mutlaka haber ver ;)

@haydins

Çooook teşekkürleeerrr :)))

Evet, biliyorum Komedi Dükkanını. Ben de Mahşer-i Cümbüş'ü tavsiye ederim sana. Sanırım Fox'ta çıkıyor onlar. Çok denk gelemedim televizyonda ama Taksim'deki tiyatrolarında izledim bir kaç kez :) Süperler! Gerçi orada izlemesi daha zevkli :)

@soulferrous

Seni çoook seviyoruuuğğğmmmmmm :)))

Gömlekten oldum :P

Elimdeki kitabı bitireyim, hemen bu kitabı okumaya başlayacağım ;) Bence çok güzel bir kitap olduğu yazarından ve adından bile belli :)

Pınar Altuntaş dedi ki...

Gerçekten tv yle bayağı bir haşır neşir olmuşsun!
Aman yan etki falan yapmasın dikkat et Ümit'ciğim.
:))
;)

Lale'leri görünüm olarak ben de çok beğeniyorum ama senin de azıcık ucundan değindiğin ve sorduğun gibi sorular oluşuyor benim de kafamda :))

umit dedi ki...

@pınar altuntaş

yok merak etme ben de yapacağı en büyük yan etki bloga izlediklerimle ilgili yaptığım karalamalar olur :))