Zamanında bu bloga başlarken aslında bilişim dünyasıyla ilgili okuduklarımı, duyduklarımı, gördüklerimi paylaşmayı düşünmüştüm. Bilhassa internet dünyasıyla ilgili konularda elbette. Fakat açılmasından çok uzun zaman sonra bu bloga tekrar yazmaya başladığımda daha çok kişisel bir blog halini aldı. Okuduğum kitapları, yazıları, şiirleri, blogları, izlediğim filmleri, duyduğum müzikleri paylaşır oldum. Bu durumdan hiç şikayetçi değilim. Arasıra bu bloga ilk başta hedeflediğim şekilde yazılar da yazsam mı diye düşünüyorum ama sonra vazgeçiyorum. Kısa zaman önce başka bir blog açtım zaten :) Bilmiyorum devamı gelecek mi? Açtım, iki üç yazı ekledim ve sonra kaldı öyle. Belki devam ettiririm. Ama Blogger'ın kıymetini bilmek gerektiğini bir kez daha anladım :)
Neyse, konumuz aslında VerveEarth. Olay şu şekilde gelişiyor. Ben bu sabah erkenden uyandım. İyi ki uyandım. Sabahları güne erken başlamak insana harika bir enerji veriyor :) Özellikle işe gitmeden önce biraz müzik dinleyip, Nutella'dan kaşıklarken surf yapmak :) Yanında bir fincan çay. Demleme çay olmasa da Lipton poşet çay bile süper oluyor. (Aslında Lipton Earl Grey çok severim ama poşette bergamot aromalı çay almayın, güzel olmuyor bence.)
Sabah sabah "Your Blog, Turkey & VerveEarth" diye bir e-posta görünce şaşırdım. Ve şu arada bir gördüğüm spam-mail'lerden birisi olduğunu düşündüm açıkçası. Sonra e-maili okuyunca öyle olmadığını anladım. Aslında olay basit. Google Maps kullanılarak blogunuza diğer insanların ulaşmasını sağlayan bir hizmet. Benzerini görmüştüm aslında. Romanya merkezli bir şirketin açtığı İngilizce bir siteydi ama adını hatırlayamadım şimdi. Üye de olmuştum. Neyse, yakında sayın üyemiz diye bir e-mail gelir mutlaka :)
Konumuz VerveEarth ama bir türlü bağlayamadım konuyu oraya :) Gelen e-posta bana özel yazılmış falan değildi elbette. Ama son dönemde şirketler müşterilerine kendilerini özel hissettirmek istediğinden olsa gerek bu tip şeyler yapıyorlar. Beni etkileyen e-mailin içeriğinden çok konu oldu. "Your Blog, Turkey & VerveEarth" vurucu nokta oldu benim için :)
Gelen e-mail şu şekildeydi :
" Umit,
Your blog caught our attention. I'm the CEO of a recently launched startup for bloggers. We are searching the internet for the world's best blogs by geography, and we found yours for Turkey. I would like to invite you to our site which plots the content of the internet on an interactive map of the world. VerveEarth is an entirely new way to surf the net. It shows spatial and geographic connections that a blog search engine could never reveal.
The site is www.VerveEarth.com. Once on board, you can easily link your blog, update your location, and build a personalized internet world of content. Your blog is important to us because we see you have an active community of readers. If our vision resonates with you, please give us a mention or add our widget to your blog. Please see our FAQ for any questions, and I welcome your feedback.
www.VerveEarth.com
Kind Regards,
Clayton
CEO | VerveEarth.com "
Beni meşhur mu (rezil mi?) edecekler acaba :))
Clayton araştırdığım kadarıyla (google sağolsun) benzerleri gibi Stanford mezunu/öğrencisi bir arkadaş. Yıllar sonra özgeçmişinde şöyle yazabilir. "Clayton'ın olumlu sonuç veren ilk web girişimi Texas'taki evinin garajında kurduğu VerveEarth olmuştu." gibisinden :P
Elin Stanford'lusunun reklamını yapar gibi oldum ya :P Burada Stanford vardı da biz mi okumadık? Bizim apartmanın garajı vardı da biz böyle bir iş mi kurmadık :P
Neyse, benim hoşuma gitti bu olay. Harita üzerinde blogları görmek güzel oluyor. Beğenirseniz kullanırsınız arkadaşlar siz de ;)

Madem bunu tanıttım, kullandığım başka bir Beta web servisini daha tanıtmış olayım. Sevgili İdris Cin'in kurucusu olduğu Okunuyoruz.Biz. Peki ne işe yarar diye soracak olursanız kendi kelimeleriyle ben size aktarmış olayım: "Okunuyoruz.Biz bir sosyal imleme sitesi değildir. Dolayısıyla blog yazılarının popülerliği (listede üst sıralarda yer alması) oylamalara bağlı değildir. Okunuyoruz.Biz, Technorati ya da Blograzzi gibi komple bir blog servisi değildir. Bloglarımızın genel bilgilerine ve genel istatistiklerine bu servislerden zaten erişebiliyoruz. Okunuyoruz.Biz için önemli olan; blog dünyasındaki içeriğin (blog yazılarının) popülerliğini ölçmek ve okuyucularıyla buluşturmaktır."
Sizin de benim gibi blogunuzla ilgili olarak çok okunmak, popüler olmak, para kazanmak gibi bir derdiniz olmayabilir ama gene de kullanmakta fayda var bu servisi. Hangi yazınız ne kadar okunuyor bilmek güzel oluyor. İster sitede anlatıldığı şekilde blog yazılarınıza ne kadar okunduğunu eklersiniz, ister de benim gibi bu özelliğini kullanmazsınız. Çok okunulan yazılarınız olursa sitenin anasayfasında çıkıp meşhur olabilirsiniz :P
ps. Konuyla alakasız ama bu sabah HaberTürk'ün internet sitesine girmek istediğimde "ATSPACE.COM is a very powerful free web hosting service that gives you 50MB of web space and UNILIMITED traffic!" şeklinde bir mesaj veriyor. Artık ya site hacklendi ya da bedava hostinglerinin süresi bitti :P hehe :)))



Snow Cake
The Notebook
1408
O Kadın
Takva
Sanal aş(ı)klar var bir de. Sanal kelimesini hiç sevmediğimi bilen bilir. Özellikle internetle ilgili her konuya "sanal alem" diyerek dalanlara dalasım geliyor :P Ama sanal aş(ı)k diye de bir gerçek var. İlköğretim çağındaki çocuklardan tutun da yaşını başını almış hasbelkader bilgisayarla, internetle tanışmış insanlara kadar da geniş bir de aşık portföyü var. Ama buradaki temel yanılsama şu, bu sanal aş(ı)klar durumu internet var diye yok, yaşadıkları şey geçici bir durum olduğu, sahte olduğu için var. Yani msn'de yazıştıkları, birbirlerine e-mail gönderdikleri, görüntülü sohbetler yaptıkları için sanal değil bu aşklar, gerçek olmadıkları için sanallar. Geçici bir bilinç kaybı diyebiliriz. Alkol almak, uyuşturucu kullanmak gibi. Belki o an mutlu olduğunu düşünüyorsun ama sonrasında başını ağrıtıyor, mideni bulandırıyor. 




Askerdeyken gece saat üçte soğuk beton zemine oturup okuduğum Stephen King romanları geliyor aklıma. Nöbetten gelenler ya da nöbete gidenler garip garip bakarlardı bana. O saatte kitap okuduğum için mi yoksa Stephen King romanı okuduğum için mi acaba :))
Allah'ım biri beni durdursun :P Bu kadar lezzetli bir cips daha olabilir mi? Bence mümkün değil. Lays Klasik gibisi o-la-maz! Şükürler olsunki akşam eve giderken falan almıyorum. Sadece Erkan'a gittiğim zamanlarda en büyük paketinden alıyorum :P En büyük paket olduğuna aldanmayın, ne de olsa tek başıma yemiyorum :) Gerçi öyle bir potansiyelim var :P
Son günlerdeki favori çikolatam :) Zaten bayılıyorum çikolataya ama bunun tadı bir başka :)) Mutlu olmak için birebir ;) Fazla yememek lazım aslında ama dayanamıyorum bu çikolatanın tadına :D
İrejim, irejim :P Boşverin rejimi falan, yeterince rejim tartışması yapılıyor bu ülkede zaten :P Bu ekmeği tavsiye ederim efendim. Tadı çok güzel, her zaman olmasa bile arada bir alıyorum, keyifle yiyorum ;)
