Otel odasının balkonundan bakınca mavinin her tonuyla yarattığı cümbüşü görmek ve beyazla oluşturduğu muhteşem uyumu hayranlıkla seyretmek yolun, yorgunluğun, sıcak havanın ve olmuş olabilecek her türlü olumsuzluğun etkisini sıfırladı.
Akşam havuzbaşında yapılan harika bir düğün merasimi ile yaşamlarını birleştirdiler devrem ve eşi. Turgay abimizin Goran Karan'dan Frank Sinatra'ya, misketten çökertmeye ve dahi Tarkan'a kadar Türkçe, İngilizce ve İtalyanca geniş repertuarından dinlediğimiz birbirinden güzel şarkılarla geceye kattığı renk ve kırmızının o asil rengi, tadıyla geceme kattığı renkle geçen bir gece oldu benim için. Dilerim birliktelikleri bir ömür boyu devam eder ve yaşamlarına mutluluk, şu kısacık hayatlarına özel bir anlam katar Muratpaşa belediye başkanından aldığı yetkiyle orada bulunan kamu görevlisine verdikleri evet cevabı.
Ve dün akşam... On üç yıl önce konser vermişti ama ben dinlemeye başlayalı henüz on iki yıl oldu. Ve on iki yıl sonra kendisini ve sesini canlı olarak görebildim, dinleyebildim. Loreena McKennitt'ın sesinin bambaşka bir tınısı var benim için. Bana huzur veren, beni mutlu eden, beni sakinleştiren her şeye ve herkese karşı... Onu sahnede izlemek ve dinlemek muhteşemdi. Hem onu, hem de ekibini. Dün akşam yaklaşık iki saat boyunca sesiyle, söyledikleriyle hayranlığım perçinlendi. Bir ses bu kadar berrak, bir müzik bu kadar huzur verici olabilir. Umarım bir sonraki konseri için on üç yıl daha beklemez. Ve yeni albümü için de uzun bir süre beklemez. Ondan dinlemekten büyük bir keyif aldığım Kelt ezgilerini insanlara ulaştırmaya devam eder.
here is my heart and i give it to you...
Ve bugün çok sevdiğim iki devremle keyifli bir gün geçirdim. Birisiyle zaten düğünde beraberdik, diğeriyle uzun bir aradan sonra görüşebildik. Samimiyetleri, bana verdikleri dostlukları, ne anlatmaktan ne de dinlemekten sıkılmadığımız anılarımızla çok keyifli bir gün oldu benim için.
Hürriyet Pazar Keyif ekinde Hamdi Koç'la yapılmış bir röportaj vardı. Son romanı Bir Eski Kocanın Öğleden Sonrası ile ilgiliydi genel olarak sorular. Murat'ın her iyi karakter gibi biraz hastalıklı olduğundan bahsedip, cazibesinin hatalarını sevmesinden, özür dilememesinden, uzlaşmayı kabul etmemesinden geldiğini söylüyordu. Kitaplarınızı nasıl yazarsınız sorusuna verdiği cevap şöyleydi: "Ortalama bir konfordan başka özel olarak hiçbir şeye ihtiyaç duymuyorum. Konforla da hayatın temel şartlarını kastediyorum. Hava soğuksa üşümeyeceksin, sıcaksa terlemeyeceksin, elektrikler kesilmeyecek, acıkınca ne yiyeceğim diye düşünmeyeceksin, canın çıkıp gitmek isteyince üç kuruşun hesabını yapmak zorunda olmayacaksın, dinlemek isteyebileceğin CD'ler, okumak isteyebileceğin kitaplar alınmış, elinin altında olacak. Tabii çay kahve şart ve en önemlisi hastalıkla uğraşmayacaksın. Benim için ideal ortam budur. Bunların tam olmadığı hallerde de yazmak zorunda kaldım, yine kalsam yine yazarım, istedikten sonra, inat ettikten sonra yazılıyor." Bu cevaba katılmamak mümkün mü? Ama o ortalama konforu yakalamak da hiç kolay değil bu ülkede maalesef. Sizce edebiyat dünyasında değeriniz yeterince biliniyor mu sorusuna ise "Böyle şeyleri düşünme eşiğini çoktan geçmiş bir yazarım. Artık uzunca bir zamandır kendi dünyam ve kendi okurum var." şeklinde cevap vermiş, ki katılıyorum bir okuyucusu olarak.
Yeni bir hafta başlamak üzere, hiçbirimiz için başlayacağının ve biteceğinin kesin garantisi olmamakla beraber. Dilerim her şey hepimiz için daha güzel olur...



0 yorum:
Yorum Gönder
Lütfen isimsiz yorum bırakmayın.