Günlüğüm - Anasayfa RSS ile kolayca takip edin ;) Aklınıza gelen neyse benimle paylaşın :)
Günlüğüm - Anasayfa
Türk Blog Yazarları
internet etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
internet etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

VerveEarth & Okunuyoruz.biz

Zamanında bu bloga başlarken aslında bilişim dünyasıyla ilgili okuduklarımı, duyduklarımı, gördüklerimi paylaşmayı düşünmüştüm. Bilhassa internet dünyasıyla ilgili konularda elbette. Fakat açılmasından çok uzun zaman sonra bu bloga tekrar yazmaya başladığımda daha çok kişisel bir blog halini aldı. Okuduğum kitapları, yazıları, şiirleri, blogları, izlediğim filmleri, duyduğum müzikleri paylaşır oldum. Bu durumdan hiç şikayetçi değilim. Arasıra bu bloga ilk başta hedeflediğim şekilde yazılar da yazsam mı diye düşünüyorum ama sonra vazgeçiyorum. Kısa zaman önce başka bir blog açtım zaten :) Bilmiyorum devamı gelecek mi? Açtım, iki üç yazı ekledim ve sonra kaldı öyle. Belki devam ettiririm. Ama Blogger'ın kıymetini bilmek gerektiğini bir kez daha anladım :)

Neyse, konumuz aslında VerveEarth. Olay şu şekilde gelişiyor. Ben bu sabah erkenden uyandım. İyi ki uyandım. Sabahları güne erken başlamak insana harika bir enerji veriyor :) Özellikle işe gitmeden önce biraz müzik dinleyip, Nutella'dan kaşıklarken surf yapmak :) Yanında bir fincan çay. Demleme çay olmasa da Lipton poşet çay bile süper oluyor. (Aslında Lipton Earl Grey çok severim ama poşette bergamot aromalı çay almayın, güzel olmuyor bence.)

Sabah sabah "Your Blog, Turkey & VerveEarth" diye bir e-posta görünce şaşırdım. Ve şu arada bir gördüğüm spam-mail'lerden birisi olduğunu düşündüm açıkçası. Sonra e-maili okuyunca öyle olmadığını anladım. Aslında olay basit. Google Maps kullanılarak blogunuza diğer insanların ulaşmasını sağlayan bir hizmet. Benzerini görmüştüm aslında. Romanya merkezli bir şirketin açtığı İngilizce bir siteydi ama adını hatırlayamadım şimdi. Üye de olmuştum. Neyse, yakında sayın üyemiz diye bir e-mail gelir mutlaka :)

Konumuz VerveEarth ama bir türlü bağlayamadım konuyu oraya :) Gelen e-posta bana özel yazılmış falan değildi elbette. Ama son dönemde şirketler müşterilerine kendilerini özel hissettirmek istediğinden olsa gerek bu tip şeyler yapıyorlar. Beni etkileyen e-mailin içeriğinden çok konu oldu. "Your Blog, Turkey & VerveEarth" vurucu nokta oldu benim için :)

Gelen e-mail şu şekildeydi :

" Umit,

Your blog caught our attention. I'm the CEO of a recently launched startup for bloggers. We are searching the internet for the world's best blogs by geography, and we found yours for Turkey. I would like to invite you to our site which plots the content of the internet on an interactive map of the world. VerveEarth is an entirely new way to surf the net. It shows spatial and geographic connections that a blog search engine could never reveal.

The site is www.VerveEarth.com. Once on board, you can easily link your blog, update your location, and build a personalized internet world of content. Your blog is important to us because we see you have an active community of readers. If our vision resonates with you, please give us a mention or add our widget to your blog. Please see our FAQ for any questions, and I welcome your feedback.

www.VerveEarth.com

Kind Regards,

Clayton

CEO | VerveEarth.com "


Beni meşhur mu (rezil mi?) edecekler acaba :))

Clayton araştırdığım kadarıyla (google sağolsun) benzerleri gibi Stanford mezunu/öğrencisi bir arkadaş. Yıllar sonra özgeçmişinde şöyle yazabilir. "Clayton'ın olumlu sonuç veren ilk web girişimi Texas'taki evinin garajında kurduğu VerveEarth olmuştu." gibisinden :P

Elin Stanford'lusunun reklamını yapar gibi oldum ya :P Burada Stanford vardı da biz mi okumadık? Bizim apartmanın garajı vardı da biz böyle bir iş mi kurmadık :P

Neyse, benim hoşuma gitti bu olay. Harita üzerinde blogları görmek güzel oluyor. Beğenirseniz kullanırsınız arkadaşlar siz de ;)




Madem bunu tanıttım, kullandığım başka bir Beta web servisini daha tanıtmış olayım. Sevgili İdris Cin'in kurucusu olduğu Okunuyoruz.Biz. Peki ne işe yarar diye soracak olursanız kendi kelimeleriyle ben size aktarmış olayım: "Okunuyoruz.Biz bir sosyal imleme sitesi değildir. Dolayısıyla blog yazılarının popülerliği (listede üst sıralarda yer alması) oylamalara bağlı değildir. Okunuyoruz.Biz, Technorati ya da Blograzzi gibi komple bir blog servisi değildir. Bloglarımızın genel bilgilerine ve genel istatistiklerine bu servislerden zaten erişebiliyoruz. Okunuyoruz.Biz için önemli olan; blog dünyasındaki içeriğin (blog yazılarının) popülerliğini ölçmek ve okuyucularıyla buluşturmaktır."

Sizin de benim gibi blogunuzla ilgili olarak çok okunmak, popüler olmak, para kazanmak gibi bir derdiniz olmayabilir ama gene de kullanmakta fayda var bu servisi. Hangi yazınız ne kadar okunuyor bilmek güzel oluyor. İster sitede anlatıldığı şekilde blog yazılarınıza ne kadar okunduğunu eklersiniz, ister de benim gibi bu özelliğini kullanmazsınız. Çok okunulan yazılarınız olursa sitenin anasayfasında çıkıp meşhur olabilirsiniz :P



ps. Konuyla alakasız ama bu sabah HaberTürk'ün internet sitesine girmek istediğimde "ATSPACE.COM is a very powerful free web hosting service that gives you 50MB of web space and UNILIMITED traffic!" şeklinde bir mesaj veriyor. Artık ya site hacklendi ya da bedava hostinglerinin süresi bitti :P hehe :)))

Şekerbank


Siz ismine aldanmayın! Nüfus cüzdanını kaybetmenin bu ülkede insanın başına ne işler açabileceğini az çok haberlerden, gazete köşelerinden biliyoruz. Her duyduğumuzda, her okuduğumuzda ağzımız açık bir şekilde dinleyip "hadi canım o kadar da olmaz ki!" dedirtir. Peki ya hiç böyle bir olay yaşamadan başınıza bir iş gelse ne düşünürsünüz?

İlknur'un blogunda başına gelen olayla ilgili yazısını okuyup hiç beklemediğiniz anda sizin başınıza da böyle bir olay gelmemesini dua edin. Başka bir şey yapmak mümkün değil çünkü.

Nur-u Muhabbet / ŞEKERBANK MAĞDURU...

ps. Bence bloglarınızda destek olmak için konuyla ilgili bir yazı yayınlayıp, İlknur'un blogundaki yazısına link verirseniz çok iyi olur.

6ncı Geleneksel Türk Blog Yazarları Buluşması


Altıncısını da yapıyoruz bu toplantıların. Her toplantıda daha bir belirgenleşiyor toplantının genel hatları, katılımcılar, beklentiler ve yapılması gerekenler.

Bir önceki toplantıya katılanlar veya videosunu seyredenler en çok konuşulan, tartışılan konunun, sayısal ortamda -bilgisayar ya da internet- yazılarımızın fikri mülkiyet hakkını nasıl koruyacağız olmuştu. Bu konuyla ilgili olarak Tasdix 'ten Nahide Mutlu katılarak "İçeriğimizi nasıl koruruz?" konusunda bizleri bilgilendirecek.

Blog yazarları olarak blogumuzun okunmasından, insanların yorumlarıyla katkıda bulunmasından keyif duyuyoruz. Google Analytics ve benzeri araçlarla blogunuzla ilgili istatistiklere ulaşmanız mümkün oluyor. İşte E-kolay'dan Murat Kahraman "Enine Boyuna Google Analytics" başlıklı bir konuşmayla bizlerle Google Analytics hakkında bildiklerini paylaşacak.

Toplantı 9 Şubat Cumartesi günü saat 16:00'da Taksim'de yapılacak. Daha detaylı bilgi almak ve toplantıya kaydınızı yaptırmak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://www.linkibol.com/tby/

Türk Blog Yazarları'nın ning platformunda buluşmayla ilgili açılan forum başlığına buradan bakabilirsiniz.

İstanbul'da yaşayan, blog yazan veya okumaktan keyif alan herkesi bekliyoruz :)

Vatandaş Televizyonculuğu

Çok nadir televizyon seyreden birisiyim. Akşam eve gittiğimde yemeğimi yerken haberleri seyrediyorum, bazen hafta sonları gündüz evdeysem eğer haber kanallarına bakıyorum o kadar. Peki nereden çıktı bu televizyonla igili yazı. Klasik bir televizyondan bahsetmiyorum başlıktan anlayacağınız üzere. Vatandaş gazeteciliği diye bir kavramdan hepimiz haberdarızdır sanırım. Aslında yazdığımız kimi blog yazılarıyla, yaptığımız yorumlarla bizler de birer vatandaş gazeteciyiz :)

Neyse, konumuz televizyonculuk. TBY'dan ve GoMedia.Tv'den tanıdığımız, sevdiğimiz Gökçen Karan'ın yeni projesi vatandaş televizyonculuğu. Yazıyı Google Reader'da okur okumaz heyecanlandırmıştı beni ve hemen e-posta göndermiştim kendisine. Kendisi de proje hakkında biraz daha bilgi verdi.

Neler yapabilirsiniz?

Eğer video ile aranız iyiyse (veya cep telefonunuzla) kendi yaşadığınız bölgedeki gelişmelerle ilgili çekeceğiniz video görüntüleri gönderebileceksiniz bu platforma. Trafikte yaşadıklarınız, gördükleriniz, kameranıza takılanlar vs. Video paylaşım sitelerinden farklı olarak burada canlı yayınlar olacak. Siz de basit donanımlarla yaşadığınız ilde yapılan bir yürüyüşü, mitingi canlı olarak yayınlayabileceksiniz veya başka organizasyonları. Bölge sorumlulukları verilerek onların işleri organize etmesi sağlanacak anladığım kadarıyla. Ayrıca video gazeteciliği eğitimlerine başlanacakmış.

Kanalın isim babası (veya annesi :) olun!

Ben bir teklifte bulundum ama kabul görmedi :P Bu yazdıklarım eğer sizin aklınıza güzel bir fikir getirdiyse bence hiç durmayın Gökçen'le paylaşın.

Konuyu uzatmadan Gökçen Karan'ın konuyla ilgili yazısının linkini veriyorum aşağıda. Daha detaylı bilgiyi onun yazısında bulabilirsiniz. Ayrıca ulaşmak için e-mail adresini de ;)

Vatandaş Televizyonculuğu Başlıyor!..

indirim tv

hehe :))

Komik insanlar yarabbim :D

Aslında komik olan olay değil. Mert Alemdar yeni bir cep telefonu almak istemiş ve gazetelere tam sayfa ilan verdiği için ve yazısında sıraladığı diğer sebeplerle www.indirimtv.com adlı bu alışveriş sitesinden bir alışveriş yapmış. Daha doğrusu vermiş ama henüz bişey alamamış.

Bu olayda komik olan ne diyebilirsiniz? Mert yazının başını okursa neyi komikmiş diye kızabilir de :) Komik olan şu. Bu pek güvenilir(!) siteye girecek olursanız ve hoparlörünüzün sesini açarsanız sizi şöyle karşılayacak:

"SİZİ ÇOK BEKLETTİK, BİLİYORUZ"

Allah bildiği gibi yapsın sizi :D

Ne yazık ki gazetelere tam sayfa ilan vermekle olmuyor. Müşteri memnuniyetini, hizmet kalitesini sağlayamadıktan sonra ne yapsanız boş.

Mert Alemdar'ın yazısını okumak için tıklayın.

Radyo Bir Zamanlar


http://www.radyobirzamanlar.com

Süper bir arşiv çalışması yapmışlar. Bu kadar güzel şarkıyı birarada bulup dinleyebilmek çok güzel. Yapan arkadaşa teşekkürler :)

ps. Erkan kardeşim sana da teşekkürler :))

Öykü Berk Kısmet

Üç ay kadar önce sizlerle Evlerinin önü boyalı direk (Tango) 'yu paylaşmıştım blogta. Bu arada konuyla alakalı bir itiraf, bu videonun linkini bana Erkan göndermişti. Hakkını teslim atmak lazım :P

Neyse, videoyu yayınlarken:

bu grubun adı nedir? kimlerdir?
cd'leri nereden temin edilir?
süpeeeeeeeeeerlerrrrr :)))

demiştim. Ve sesimi duymuşlar sanırım :)

Kendi albümlerini çıkartmışlar " Kısmet " adında.

Anlam veremediğim bazı şeyler var, hem sizlerle hem de okurlarsa Öykü ya da Berk ya da müzik şirketleriyle paylaşmak istediğim.

Ama önce şu iki videoyu ayrı ayrı izlemenizi istiyorum.

1- Muhteşem güzellikteki müziklerini dinleme fırsatı bulduğumuz, kim olduklarını merak ettiğimiz, büyük bir keyifle Youtube'tan izlediğimiz amatör videoları

2- Sanırım müzik kanallarında izleyebileceğiniz, kaset çıktıktan sonra çekilen klipleri

Öncelikle amatör videoda çok daha doğal, çok daha samimi geliyor herşey; görüntü, ses, mimikler. Klip çok yapay olmuş. Simsiyah bir ortamda Öykü'yle Berk duruşları ve kıyafetleriyle doğallıklarını yitirmişler. İki videoyu da birkaç kez izledim şimdi, Youtube'ta ilk dinlediğim halini çok daha seviyorum ve o haliyle dinlemeye devam edeceğim. Basit bir detay var mesela. Şarkının bir yerinde Berk söylmeye başlıyor "aman bir bahçaya giremezsem" diye. Bu esnada Öykü "ri ri ri ri" diye bişeyler söylüyor. Amatör videoda da var aslında bu ama hiç dikkat çekmeyecek derecede var. Klipte daha ön plana gelmiş ve zorlama olmuş gibi geldi bana. Böylesi bir klip yerine Taksim'de ya da ne bileyim Anadolu'da bir köyde, kasabada geçen bir klip hazırlamış olsalardı daha güzel olurdu. Hiç olmadı amatör video bile çok daha iyi olurdu bu klipten.

Gelelim albüme. Ben Megavizyon'da gördüm bugün :)) Aldım elime kulaklığı en az 20 dakika dikilip şarkıları dinledim :D

Albüme geçmeden Youtube'taki video ile ilgili bişey. "We Play" sanırım albümü çıkartan müzik şirketi. Youtube'a bir video koymuşlar ama Embed yapma özelliğini engellemişler. Yani alıp kendi blogunuzda yayınlayamıyorsunuz. Neden böyle birşeye gerek duydular çok merak ettim? Amatör videolarından bahsediyorum. Siz koymazsanız birisi çıkar koyar onu.

Albüme geçelim. "cd'leri nereden temin edilir?" diyen ben, hem Megavizyon'da dinlediklerimden, hem de resmi internet sitelerinde dinlediklerimden sonra biraz hayal kırıklığı yaşadım. Keşke sadece bir Youtube efsanesi olarak kalsalarmış dememe ramak kaldı.

Resmi internet sitesindeki biyografide Berk "Hayali, İspanya’daki hayatın içine girmek, çingenelerle tanışmak, flamenco’yu deneysel ve kişisel bir süreç olarak yaşamaktı." demiş kendisi için. Gerçekten güzel bir hayal ve gerçeğe dönüştürmüş olduğu için tebrik ediyorum kendisini. Çok güzel gitar çalıyor bence. Amatör videolarını tam da Vengo'yu izledikten, oradaki müzikleri dinledikten sonra gördüğüm için ayrı bir sevmiştim. O yazılardan birisindeki yorumda Endülüs çingenesi olmak istiyorum diye de yazmıştım :)

Ama gel gelelim flamenko ezgilerini alıp türkçe sözler yazıp bunu insanlara sunduğunuz zaman bu bir kereliğine güzel olabilir ama bir kaset tamamen böyle şarkılardan oluşuyorsa insana o kadar da hoş gelmiyor. Daha doğrusu bana. Sonuçta benim düşüncelerim bunlar. "Doldurdum martinimi" gibi bir şarkı sırf ismiyle bile bana zorlama geliyor (hangi tekel bayisinde martini var :), içinde kullandıkları karadeniz ezgisi de bir o kadar.

Bir sonraki kaset nasıl olacak peki? Aynı şekilde devam mı? Keşke daha özgün bişeyler yaratmış olsalardı bu kadar müzik eğitimi almış, müziğe bu kadar tutkun iki kardeş. İlla flamenko yapmalıyız diyorsanız bence İspanyolca söyleyin daha güzel olur. Bunları üstün müzik bilgimle söylemiyorum elbette. Her ikisinin de müzik bilgisi benden kat be kat fazladır. Ben sadece bir müzikseverim, e tabi bir de potansiyel müşteriyim.

Unutmadan Megavizyon'da kulaklıkları çıkarıp bir sonraki gelenin tepkisini görmek için bekledim :) Benden sonra 18-20 yaşlarında iki genç geldi. Ellerinde birkaç duymadığım, görmediğim yabancı grubun cd'leri de vardı. Öykü ile Berk'in albümünü gören geçnlerden biri eline alıp baktıktan sonra farketti sanırım "aaa bak youtubetaki var yaaa" diye bi tepki verdi. Diğer arkadaşı da gelip baktı. "voleyi vurdular" gibi konuşmalardan sonra "indiririz, forumlara düşer bugün yarın" gibi bir diyalogtan sonra bıraktılar cd'yi yerine. Bunu neden anlatıyorum. Çünkü resmi internet sitelerinde şöyle bir ifade var:

"Emeğimize ve albümümüze, korsan CD almayarak, korsan mp3 indirmeyerek sahip çıkmanızı bekliyoruz. Desteğiniz ve ilginize teşekkürler."

Youtube video paylaşım sitesine koydukları bir video ile meşhur olduktan sonra böyle bir ifadeyi nasıl oluyor da koyabiliyorlar anlayamıyorum. Yazdıklarına katılmadığım için söylemiyorum bunu. Gerçekten emeklerine saygı göstermek gerekli ama ortada büyük bir gerçek var, o da dosya paylaşımı. Hiç kimse engel olamazken buna, böylesi bir yazıyla kendileri engel olabileceklerini düşünmüş olamazlar sanırım. Bunu bildiklerine göre keşke böyle bir klişeye başvurmak yerine başka pazarlama stratejileri geliştirseydi yapımcıları. Turkcell, Vodafone ya da Avea ile anlaşma yapılabilirdi mesela. Sonuçta onları en çok dinleyenler 15-35 yaş arası bir grup var. Yani GSM firmalarının en önemli müşterileri. Bence anlaşma zemini de olurdu. Bilmem kaç kontör karşılığı bir şarkılarını indirebilirdik. Bu şekilde albüm gelirinden daha fazla gelir elde edeceklerine eminim. Şarkıyı indiren başkasına vermeyecek mi? Verecek elbette ama zaten şimdi albüm birileri tarafından internette bir yerlere yüklenecektir eminim. O zaman da değişen bir şey olmayacak. Ama diğer alternatifin onlara daha çok fayda sağlardı diye düşünüyorum ben sadece.

Bir de çok kötü bir web sitesine sahipler. www.oykuberk.com

Web'in ilk dönemlerine ait bir görünümü var. Hiçbir şekilde etkileşim yok koydukları o forum dışında. Blog tarzında olsaydı eminim daha çok işlerine yarardı. Öykü ile Berk'in kendilerini anlattıkları iki üç dakikalık videoları olabilirdi biyografide. Bu herkesin daha çok ilgisini çekerdi. Fotoğraflar bölümüne o son derece yapay fotoğraflar yerine başka fotoğrafları konabilirdi. İletişim bölümünde müzik şirketine ait e-mail adresleri yerine Berk ile Öykü'ye mesaj gönderebileceğimiz bir form olabilirdi. Ayrıca mail adresleri de. Ben pek çok sanatçıya, köşe yazarına, milletvekiline e-mail yoluyla ulaşıyorken niye onlara mail atamıyorum ki? Interneti kullanarak isimlerini duyuran bu iki genç ismin interneti şu an bu kadar kötü kullanıyor olması üzücü.

Çooook uzun bir yazı oldu bu yaaa :))

Çok eleştirdim gibi dursa da aslında başarılı olmalarını çok istiyorum. İkisinin de müzik dünyamızda güzel yerlere geleceğine inanıyorum. Ben müziklerini sevdiğimden bu kadar uzun uzun yazdım, sevmesem bu kadar yaz(a)mazdım.

Bence doğallıklarını kaybetmeliler ve flamenko ezgilerine Türkçe sözler yazmak yerine daha özgün bir müzik geliştirmeliler, daha yaratıcı olmalılar diye düşünüyorum.

Oh bitti :D

Habercilik dedikleri


Sabah işe gelince ilk işim maillerimi kontrol etmek. Sonrasındaysa gazetelerin web sitelerine ve internet haber sitelerine bakmak oluyor, ülkede ve dünyada neler olmuş diye. Bu sabahta aynısını yaparken HaberTürk internet haber sitesini açar açmaz bu ekran karşıma geldi ve "yuuuhh!" dedim ama içimden, malum işyerindeyim :) "Bu hafta da yağmurlu" deyip Anka ajansından gelen habere böyle bir resim kullanmanın mantığını izah edebilecek birisi varsa beri gelsin :D Habercilik nedir diye üstüme vazife olmayan bir konuda ahkam kesecek değilim ama bu olmadığına da eminim. Bu çok basit, çok bayağı bişey. Zaten o haberin sağ tarafında da gördüğünüz üzere "Aşkın altın kuralları" diye bir link var. İstisnasız her zaman o bölümde buna benzer bir haber yer alıyor. Ağlanacak hallerine, halimize gülüyorum sadece. Bu arada haberde galeri yazınca acaba ne galeri diye merak edip baktım :) Belki tıpkı gördüğünüz resim gibi haberle ilgili(!) başka resimler de vardır diye :P Ama Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden aldıkları haftalık hava tahminiyle ilgili görselleri galeri yapmışlar :)

ps. Gerçi bu habercilik anlayışında Hürriyet'in web sitesiyle mümkün değil başa çıkamazlar :)

Barcamp İstanbul



http://www.barcampistanbul.com

osmanlı pokesinden neden anonim şirket kurmak gerektiğine pek çok şey konuşuldu, güzel geçti. detayları diğer bloglardan okuyabilirsiniz eminim :)

Hatebook


İşte budur :)) Bir Facebook çılgınlığı aldı başını gidiyor. Alın size Hatebook :)) Eski sevgilisini arayanlar, eski okul arkadaşlarını arayanlar vs..vs.. hehe :)) Şimdi de nefret ettiklerinizi bulmanın kolay bi yolu var :P

Tasarım olarak Facebook kopyası gibi görünen sitede (renk olarak doğal olarak cehennemi bir kırmızı seçilmiş :) herşey ironik şekilde onun tam tersi, bir sürü hatebuddy edinebilirsiniz, nefret ettiklerinizden albümler oluşturabilirsiniz. Google Maps ile haritada nerede olduklarını işaretleyebilirsiniz bile. Bu arada küçük bir not, sitedeki tüm mesajlar "junkmail" olarak görüntüleniyor ve tüm kullanıcılar tarafından görülebiliyor!

Facebook'ta birbirlerine hediyeler gönderip rakı sofralarına davet edenler burada neler yapacaklar göreceğiz, yaşasın kötülük nihahaha :P

Blog Action Day: Çevremiz Geleceğimiz !

Blog Action Day eminim pek çoğumuzun düşündüğü ama üç kişinin gerçeğe dönüştürdüğü blogkürenin yerküreye fayda sağlayacağını umduğumuz bir etkinlik. Her yıl farklı bir konu seçilmesi ve insanların dikkatini o konuya çekmeyi, o konu hakkında düşündürmeyi, fayda sağlamayı amaçlıyor. Bu seneki konu, ÇEVRE ! Amaç daha iyi bir gelecek için blog yazarlarının kendi fikirlerini paylaşması. 15 Ekim yani bugün yaklaşık 16.000 blogta konuyla ilgili fikirlerini paylaşacak blog yazarları milyonlarca insanla.

Bugün için özel olarak size çevremizi korumak için yapabileceğimiz 20 şey gibisinden maddeler yazabilirdim ama gerçekten bunu yapmak istiyorsanız bunları öğrenebileceğiniz kaynakları zaten bulursunuz. Ya da küresel ısınma, iklim değişikliği konularına dikkatinizi çekmek için bişeyler yazabilirdim ama şu dakikaya kadar ilgilenmediyseniz diğer yazılar gibi okumadan geçeceksiniz.

Benim sizden tek istediğim bir dakikalığına düşünmeniz. Bir çocuk düşünün. Çocuğunuz, kardeşiniz, yeğeniniz ya da sokakta gördüğünüz sevimli ufaklık dahil her çocuk olabilir. Sonra günümüzü çevreyle ilgili yaşadığımız sorunları düşünerek, o çocuğun gelecekte neler yaşayabileceğini canlandırmaya çalışın kafanızda...


Kendimiz için değilse bile geleceğimiz için çevremizi koruyalım!
Yeni nesillere çevre koruma bilincini aşılayalım!


Günün blogu


Günün Blogu 'nu istatistiklerde farketmiştim aslında. Ve benim blogumu 29 Eylül tarihinde günün blogu olarak seçtiklerini de. Ama yazmak istememiştim. İnsanlara "Aaa bakın benim blogum günün blogu seçilmiş." demek abesle iştigal gibi geldiğinden olsa gerek. Sonuçta birileri beğenip benim blogumu tanıtmışsa bu beni mutlu eder. Ama bu benim de onları tanıtmamı gerektirmez! Lakin şimdi düşününce bu ve benzeri girişimlerin blogküreye faydası olduğunu düşündüğümden yazma ihtiyacı duydum. Benim bildiğim bir de Blog Yuvası var.

http://blogyuvasi.blogspot.com


Bir de şu var. Şimdi aklıma geldiği için yazmak istiyorum. NYC2IST diye bir web sitesi var. Kendi deyimiyle beyni tamamen moda ve psikoloji arasında bölünmüş bir insan olan Rana Solaker 'in kurduğu moda dünyasından haberler veren hoş bir site. Bir zaman önce bu sitenin editöründen e-mail gelmişti. "Sevdiğimiz bloglar" bölümüne sizin blogunuzu da eklemeyi düşünüyoruz, link değişimi yapmak ister misiniz mealinde. Yazdığım cevapta link değişimi yapmadığımı söylemiştim kendilerine. Sağ taraftaki takip ettiklerim bölümünde yer alan bloglar gerçekten sürekli olarak takip ettiğim ve okuduğum bloglar. NYC2IST sitesi gerçekten hoş bir site ve tavsiye edebilirim modayla ilgilenen herkese. Ama benim sürekli takip edeceğim bir site değil. Moda dışında New York ve İstanbul'un şehir yaşamıyla ilgili yazılar da bulunsaydı, o zaman kesin takip ederdim :) Bir de şöyle bir soru geldi aklıma bunları yazarken. Sitelerindeki bölümü "Sevdiğimiz ve Bize Link Veren Bloglar" olarak değiştirmeleri daha uygun olmaz mı?

Neyse, nereden nereye geldi konu.

Herkes için güzel bir hafta olması dileğiyle ;)

Cerrahpaşa Onkoloji Kliniği


Internetle ilgili sevmediğim tabirlerden birisi de "sanal dünya" ifadesidir. Çünkü bunu söylerken insanlar sahte, yalan gibi söyler. Oysa ki öyle değil. Internetten tanıştığım çok insan oldu bugüne kadar ve hepsini tanıdığıma da çok memnunum. İnsanın tek bir gerçekliği var, internette sokakta işte evde vs. farketmiyor. Karşınızdaki insan gibi insan olsun yeterli!

İşte tanıdığıma çok sevindiğim kankam blogunda bir yazı yazmış ve bu yazıyı bloglarınızda duyurun lütfen demiş. O nedenle bu yazıyı yazıyorum ben de. Kimden mi bahsediyorum? Eda Suner 'den :))

Eda'nın ve diğer blog yazarlarının yazdıkları yazılar sayesinde şimdi Cerrahpaşa Onkoloji Kliniğinde hastalar çok rahat koltuklarında tedavilerini oluyorlar. Dün Devin'le hastanede birkaç saat geçirmiş, bloguna da bununla ilgili güzel bir yazı yazmış.

“Ben size İstikbal Mobilya’dan 4 koltuk alıyorum ama ismimi yayım etmenizi istemiyorum.” diyerek ismini açıklamayan yardımsever insanımıza ve Arşimed Medikal - Faysal Gökgöz'e yaptıkları bağışlar için teşekkür ediyorum kendi adıma.

Eda'nın yazısını okumak ve fotoğrafları görmek için tıklayın.

ps. Bu arada Eda ile ilgili saçmasapan yazılar yazan arkadaşlar lütfen bu yazıyı bir okusun. Onun samimiyetini, iyi niyetini, blog konusundaki heyecanını anlamsız yazılarınızla baltalamayın. Gölge etmeyin başka ihsan istemez :)

Great Firewall Of Turkey



Bazı şeyleri abartmamak lazım. İnsanlar tepkisini ortaya koyarken ölçüyü kaçırmamalı ve hedefini şaşırmamalı. Çünkü haklı bile olsalar haksız konuma düşüyorlar aksi durumlarda. Benzeri şeyleri pek çok yerde yaşıyoruz ne yazık ki. Hatta son günlerde Türk Blog Yazarları forumda bile benzeri aşırı tepkileri gözlemliyorum üzülerek. Neyse, konumuz bu değil.

Great Firewall Of China sitesini bilen bilir. Ben de blogumda yazmıştım bir ara. Şimdi bu siteden ilham alan bir arkadaş Türkiye için yapmış benzerini. Ama arada nasıl bir bağ kurdu anlayamadım. Anlayamamak bir yana sinirlendim de.

- İstediğimiz gibi istediğimizi eleştiren yazılar yazabiliyoruz.
- Hükümetle, siyasilerle ilgili her türlü olumsuz görüşümüzü beyan edebiliyoruz.
- Internette istediğimiz gibi gezebiliyoruz. Devlete bağlı çalışan ve web sitelerinin resmi görüşe uyup uymadığını denetleyen bir kurum var mı ? Yok.

E daha ne istiyorsunuz? Şimdi Türkiye'deki gerçek durumu bilmeyen yabancılar bu siteye girdikleri zaman Çin 'le özdeşleştirecekler bizi. Zaten bizi Araplarla bir tutuyorlar, şeriat yönetiminde olan bir ortadoğu ülkesi algılamasına bir de bu eklensin, tam olsun yani.

Ben durumu abartıyor muyum diye kendime soruyorum. Yok, abarttığımı düşünmüyorum. Google'da "great firewall" diye aratırsanız ilk sayfada geliyor bu site. Çin'le ilgili siteyi bilenlerin yapacağı ilk aramalardan birisi de bu olduğuna göre "aaa bak Türkiye'de Çin gibiymiş" diye düşünecekler.

Internetle ilgili yasal düzenlemerde yanlışlıklar ve eksiklikler olduğu doğru. Ve bunlardan ötürü zaman zaman sitelere erişim engellenebiliyor geçici sürelerle. Ya da Wordpress.com'da yeralan bir blogta yazılan bir yazı için bu siteye tamamen erişimi engellemek gibi yanlış cezalar da verilebiliyor. Ama kalkıpta bunu Çin örneğiyle benzerlik gösterecek bir şekilde insanlara, özellikle de yabancılara sunmak ne kadar yanlış ve saçma.

Bu da bir çeşit bilgi kirliliği bana göre.

Evleniyoruzz :))

Yok canım ben diil :)) Kısa ya da orta vadede böyle bir planım yok en azından. Tabii bu işler planlı falan da olmuyor. Bazan bir anda oluveriyor. Olduktan sonra noluyor ki :)) Neyse, orası ayrı tartışma. Yaz gelince bir sürü düğün oluyor. Daha dün bir arkadaşımın nikahındaydım anadolu yakasında. Pek sevmiyorum ben böyle nikahları, düğünleri ben. Daha önce de yazdım zaten Karar No:1 'de bunu.

Şimdiyse size çok hoş bir blogun müjdesini veriyorummm :))

http://evleniyoruzz.blogspot.com


İnsanlar bu en mutlu günlerini sevdikleriyle paylaşmak için neyi kullanırlar? Elbette düğün davetiyeleri! Mutluluğa doğru çıkılan yolculuktaki ilk adımı herkese duyurup paylaşabilmek adına özel bir yeri vardır davetiyelerin. Çok ilginç, çok güzel davetiyeler gördüm bugüne kadar. Eda&Ömer Suner (www.edasuner.com) çiftinin davetiyesi de çok hoştu mesela, eminim o da gönderecektir yayınlanması için evleniyoruzz'a ;)

Blog sahibiyle yaptığım yazışmalardan anladığım kadarıyla ileriye dönük ciddi planları var. Özellikle insanların mutluluklarına ortak olmanın kendisi için tarifi mümkün olmayan bir duygu olduğunu; bu blogun evlilik hazırlıkları içersindeki çiftlerin kendi mutluluklarının duyurusunu yapabilmeleri için ilham alacakları bir kaynak haline geleceğini düşündüğünü söyledi. Tasarım ve geliştirme çalışmalarının devam ettiğini, bu kadarla kalmayıp evlilik hazırlığı yapanlar için daha başka güzel ve faydalı çalışmalarının devam edeceğini de ekliyor kendisi ;)

Siz de kendi düğün davetiyelerinizi gönderip bu mutluluğa ortak olun !

Mercan Abi'yle Hoş Muhabbetler :D


Mercan Abi'yle Hoş Muhabbetler

muhabbetiniz bol olsun ,
yorumlarınız eksik olmasın :D

gezerken


Amerika'da sıradan hale gelen cinnet geçirip silahıyla insanlara dehşet saçan vakaları mutlaka görmüşsünüzdür haberlerde. Bir de son dönemde buna okul katliamları ekleniyor biliyorsunuz. Tabiki bunların bir geçmişi var. Site site gezerken gördüğüm bu eski reklam bana bunları hatırlattı. Özellikle küçük kız tarafından söyleniyormuş gibi yazılanlara dikkatinizi çekerim...


bir yoruma gerek yok burada :D



www.greatfirewallofchina.org

Acaba beni neden blokluyor pek kıymetli yoldaşlarım :P Nette gezerken gördüm, ne kadar doğru bilemiyorum sonuçları ama ilginç geldi. Bazı bilinen büyük sitelere baktım. Daha önceki sonuçlarında bazan erişilebilir, bazan bloklu gözüküyorlar. Sanırım o günkü içeriğe göre karar veriyor komünist parti teşkilatı :)))

mektup

tebrikler google


Google Adwords 'e bakmam gerekti bugün bir firma için. Önce her zamanki gibi Gmail kullanıcı adımı ve şifremi denedim. Pek çok google servisini bu şekilde kullanıyorum nede olsa. Kullanıcı adı ve şifreyi girdikten sonra google efendice uyardı :) Sonra "hımmmm sen bi ara bloguna her nedense, bi gençlik hevesi sanırım, adsense koymuştun, onun için başka bi şifre kullanıyodun, belki o işe yarar" dedim kendi kendime. Birde onu denemek isteyince işte bu hata mesajı geldi karşıma, ki hata mesajı demeye dilim varmıyor :)

Klasik bir hata mesajı nasıl olabilirdi ? Kullanıcı adı yada şifreniz yanlış gibi birşey gelir. Yani hata mesajı işte, bi sürü programda yada sitede karşılaştığınız sıkıcı şeyler. Senmisin hata yapan der gibi yada biliyodum hata yapacağını hehe :) tipte yazılar.

Oysa bu bir hata mesajına hiç benzemiyor. Bilmediğiniz bir yerde bir mağazayı aradığınızı düşünün. Elinizde mağazanın kataloğu, adresine bakıp "nerede bu yer?" diye soruyorsunuz kendi kendinize. Sonra bir yabancı "pardon, sanırım buraları bilmiyorsunuz. Elinizdeki katalogtan anladığım kadarıyla ABC mağazasını arıyosunuz. 20 metre ileride solda :)" diyor.

İşte böyle olmuş bu ekran. Çok hoşuma gitti gerçekten, tebrik ediyorum google seni :D

p.s. adwords 'ü kullanmakla ilgili bi yorum yazmıyorum, onu sonraya saklıyorum haberin olsun google :)

bu kadar da olmaz ki google :)

pek çok ilginç ve saçma arama sonucunda bloguma ulaşan insanlar olduğunu görüyorum. Bazen gülüyorum, bazen "ne alaka" diyorum, bazen de "tv de ne var" arama örneğinde olduğu gibi insanların aradığı şeye ulaşmasını sağlamak adına uyarı yapma ihtiyacı duyuyorum yazıda. Fakat bu iki arama sorgusunu görünce "yuh be kardeşim :)" demekten alamadım kendimi yani bu kadar mı alakasız şeyler olabilir, buyrun cenaze namazına :)

- sezen aksunun yabancı bir erkekten bir kızı varmı
- bir kıza kendini ifade etmenin en güzel yolu

ilki hakkında yorum yap(a)mıyorum bile. ikinci arama sorgusuna gelinceee... yoğun duygularla, büyük bir heyecanla blogumu ziyaret eden aşık kardeşim :)) yanlış adamın sayfasında arıyosun sorunun cevabını, keşke bilebilsem :D

sizin blogunuza hangi ilginç arama sorgularıyla ulaşıyor insanlar ???