Hande mi yener Funda mı arar.. hayır Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i Bayar bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer. Yıllar sonra bunlar tarih olur, o tarihi Gönül yazar Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur.Buna da anca Kadir inanır
Daha önce de birkaç satır yazmıştım bu yarışmayla ilgili. Bu karikatürü görünce halkımın büyük bölümünün hâletiruhiyesini yansıtmasından sebep, eklemeden olmaz diye düşündüm :)
Haberturk'te gördüm Leman'ın bu kapağını, çok güldürdü beni :)) Deniz Baykal'ın vereceği ilk ders bu olacaktır eminim :P
Gazeteport'ta Melike İlgün'ün yazılarını takip ediyorum bir zamandır. Bu yazısını görmüştüm geçen gün. Şimdi CHP hakkında bir karikatür koyunca haksızlık olmasın, AKP ile ilgili de bir şey koyayım dedim bloga :P
...Seçim öncesi aklı evvelin biri başbakanını ne çok sevdiğini göstermek için bir internet sitesi kurmuştu. Sitenin adı basbakanimiseviyorum.com’ du. İsteyen girip başbakanını ne çok sevdiğini göstermek için zaman zaman dalkavukluğa varacak mesajlar yazabiliyordu...E tabi bütün dalkavuklar gibi o da ihya oldu. Bir anda AKP’nin resmi internet sitesine dahil oldu. yazının devamını okumak için tıklayınız.
Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar, Avusturalya'da tatil yapmaya karar vermişlerdi. Pencereden saatlerdir okyanusu seyrediyorlardı.
Sessizliği pilotun anonsu bozdu: "Sayın yolcularımız! Korkarım size kötü bir haberim var. Motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. Acil iniş yapmak zorundayız."
"Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız."
"Bunu başarabilirsek tek sorunumuz bizi bulabilmeleri için dua etmek olacak."
Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yaptı, kimsenin burnu kanamadı.
Uzun bir rahatlama sessizliğinden sonra adam karısının ellerini tuttu, gözlerine endişeyle baktı;
" bu ay kredi kartının borcunu ödemiş miydin?" "Hayır sevgilim, unutmuşum. Kızdın mı?"
Adam endişeyle yine sordu: "Bankadaki araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?"
"Özür dilerim canım, onu da ödememiştim."
Yaşlı adam karısının ellerini bıraktı ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkıya sarıldı. Karısı şaşkın, korkarak sordu. "İyi misin tatlım?"
"Hiç olmadığım kadar. Bizi bulacaklar!" :)))))
Kişiye özel not: Okurken aklıma sen geldin kardeşim :D
Benim yerim C28, en köşe solda. Ortada olsa daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum ama o kadar da sorun değil bu. başlamasına birkaç dakika var daha. bu sırada iki bayan giriyor salona, benim oturduğum taraftan. hemen benim koltuğun yanında duran görevli "yardımcı olayım efendim" diyor. bayanlardan biri "H18-19" diyor ama tam da anlaşılmıyor "H" mi dedi "E" mi dedi. Görevli soruyo tabi "H mi" ve o müthiş cevap geliyor diğer bayandan. "Helen 'ın H'si" hahaha :)) yok artık richard, olmadı madonna :D
Bu arada bu sabah acayip neşeliyim ben yaaaa... hayırlara vesile olsun bu :)) bi sebepte yok valla. Uzun zamandır sizlerle paylaşmak istediğim olağanüstü bir performans var. Bir gece Televizyon Makinasında görmüştüm kendilerini ve yoldaşlarını bu değerli sanatkarımızın. O zaman bloga koymayı düşündüm ama hep unuttum, kaldı öyle. Bu şarkının da etkisi var bu neşemde sanırım. Nerden aklıma geldiyse sabah yataktan kalkarken bile bu şarkı vardı aklımda, aklıma geldikçe güldüm, güldükçe bi daha dinledim, hala dinliyorum... Derin anlamlar taşıyan süper ingilizce sözleriyle, Türk halkının ingilizce bilgisinin gelişmesinde büyük katkıları olan, adaşım, büyük san'at insanı :) Ümit Besen'den süpeeeeeeeer bi şarkı, dinleyiniz efenimmmm... Aslında ülkemizde İngiliz Dili ve Edebiyatının gelişmesine yaptığı büyük katkılardan dolayı ingilizlerin kraliyet madalyası falan vermesi lazım kendisine, hehehe...
İki saat ancak bu kadar keyifle ve gülerek, kahkaha atarak geçirilebilirdi :D Çok eğlenceliydi gerçekten Mahşer-i Cümbüş. Tavsiye ederim herkese ;) Youtube'a baktım, yukarıdaki örnek videoyu buldummmm.
Daha önce de birkaç kere okuyun diye yazdım ama hala okumayanlar varsa internetten takip etsinler yazılarını Yılmaz Özdil 'in... Bugünkü yazısını özellikle okumanızı tavsiye ederim. Başbakanın geçen gün ortaya attığı fikir hayata geçerse bir babayla oğlunun ihtimaller dahilinde yaşayabileceği acıklı öyküsü :))